|
19.11.2005 Tarihli Milliyet Gazetesi Abbas GÜÇLÜ’ nün yazısı Çocuklar ve gençler uyuşturucu batağında mı?
Yarın, Dünya Çocuk Hakları Günü. Böyle bir günde, keşke onlarla ilgili çok güzel haberler yayımlayabilseydik. Ama her şey öylesine onların aleyhine ki, bugün bile onları sevindirecek müjdeler yerine SOS veren haberler akıyor. Okuldan, derslerden, sanattan, spordan ve ülkeden soğuyan öğrencilerimizin, maalesef sigara, içki,uyuşturucu ve benzeri bağımlılıklarının giderek arttığı ortaya çıktı. Hem de tehlike sinyalleri veren boyutlarda. Türk Eğitim Sen tarafından gerçekleştirilen araştırmada çarpıcı bulgular var. Araştırmayı gerçekleştiren sendikaya göre çocuk ve gençlerimiz, uyuşturucu batağında. Buna gerekçe olarak da, 40 ilde gerçekleştirdikleri anketi gösteriyorlar. 09-17 yaş grubundan, 13 bin 430 öğrenci ve 2 bin 748 sokak çocuğu üzerinde yapılan, uyuşturucu kullanımına yönelik ankette elde edilen verilere göre sigara, alkol ve uyuşturucu kullanım oranı hızla artıyor. Peki bu konuda alınan önleyici tedbirler ne? Neredeyse hiçbir şey yok. Yılda bir ya da birkaç kez düzenlenen konferansla var, hepsi o kadar. Çoğu okulda o bile yapılmıyor. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde, özellikle de kendimize hedef olarak belirlediğimiz AB ülkelerinde, çocukları ve gençleri, benzeri alışkanlıklardan uzak tutmanın en yaygın yolu, onları olabildiğince spor ve sosyal aktivitelerin içerisine çekmek. Eğitim onlarda gün boyu sürüyor ve bu sürenin özellikle öğleden sonraki bölümü araştırmaya, spora, sanata ve diğer etkinliklere ayrılıyor. Dolayısıyla boş kalmayan öğrenci yeni arayışlar içerisine de giremiyor ya da çok az giriyor. Oysa ülkemizde, her şeyden önce okula gidilmeyen gün sayısı, gidilen günlerden daha fazla. Onun da ötesinde gün içerisinde okulda geçen saatler, okul dışındaki saatlere göre çok çok az. Okullarda genelde yarım gün eğitim yapılıyor ya da dersler, 14.30, 15.30 saatleri arasında bitiyor. Bu yüzden öğrenciler ya sabahtan öğleye kadar boş kalıyor ya da öğleden sonra. Yapabileceği farklı bir etkinlik olmadığı için de zamanı genelde sokakta geçiyor. Sokaklar ise her türlü melanete açık. Zaten yapılan araştırmalar da bunu ortaya koyuyor. Çocuklar ve gençler, sigaradan uyuşturucuya kadar her türlü kötü alışkanlıkları, evde ya da okulda değil, sokakta kazanıyor. İşte bu yüzden çocuklarımızın sokakta geçen saatlerini olabildiğince azaltmamız gerekiyor. Peki bu nasıl olacak? Daha önceki iktidarların gençlik merkezleri, gençlik kampları ve benzeri projeleri vardı. Okul dışı saatlerin daha iyi değerlendirilmesi yönünde. Oysa bu iktidar döneminde ne gençliğin adı geçiyor ne de onlardan sorumlu bir bakan ortalıkta görünüyor. Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin bu işten sorumlu bakan gibi görünse de bu güne kadar bu konuda fazla bir şey yaptığına şahit olmadık. Ayrıca gençlerimizi her türlü olumsuz davranışlardan uzak tutma, sadece devletin görevi değil. Zaten tek başına devletin ya da hükümetlerin altından kalkmasını beklemek de yanıltıcı olur. Okul aile birliklerine, yerel yönetimlere ve sivil toplum örgütlerine bu konuda büyük görevler düşüyor. Çocuklarımızı sokaklardaki zararlı alışkanlıklardan kurtarıp topluma ve kendilerine yararlı etkinliklere yöneltmek için henüz çok geç kalınmış değil. Başka günler neyse ama en azından yarın Dünya Çocukları Günü'nde bunun enine boyuna düşünülüp tartışılmasında sonsuz yarar var. Özetin özeti: Gelinen nokta ortada. Eğer çocuklarımız, geleceğimiz ise daha fazla zaman kaybetmemeliyiz. Bir harcayarak kurtaracağımız çocuklarımızı, beş harcayarak yeniden hayata kazandırma yanlışından vazgeçip onlara zamanında sahip çıkmalıyız... 28.02.2006 Tarihli Milliyet Gazetesi Michael uyuşturucu yüzünden tutuklandı
LONDRA Mliliyet
İNGİLİZ şarkıcı George Michael, uyuşturucu bulundurmak suçundan tutuklandı. Polis, Michael'ı (42), Londra'da bir arabanın içinde yığılmış halde buldu. C sınıfı uyuşturucularla (cannabis, sakinleştirici ve ağrı kesiciler) yakalanan Michael, kefaletle serbest bırakıldı.
17.05.2004 Tarihli Milliyet Gazetesi Evde uyuşturucu testi
İngiltere'de bu ay sonunda piyasaya çıkacak uyuşturucu testleri sayesinde aileler çocuklarının uyuşturucu kullanıp kullanmadığını tespit edebilecek
DIŞ HABERLER SERVİSİ
İngiltere'de, çocuklarının uyuşturucu kullandığından şüphelenen anne - babalar için geliştirilen 'uyuşturucu testi', bu ayın sonunda satışa sunuluyor. 12 sterline (yaklaşık 30 milyon lira) satılacak testle ebeveynler, çocuklarının idrarını test ederek kokain, ecstasy, marihuana ve amfetamin gibi uyuşturucu ve uyarıcıları kullanıp kullanmadıklarını öğrenebilecek. 'Hunter Diagnostics' firmasının geliştirdiği testler, eczanelerde satılacak. Üretici firma, test sayesinde anne - babalar açısından endişe verici belirsizliklerin ortadan kalkacağını söylerken, uyuşturucuyla mücadele ve çocuk vakıfları, testin ebeveynlerle çocukları arasındaki güveni yok edeceğini söylüyor.
'İletişim kurun' "Çocuğun uyuşturucuya bulaşması elbette ebeveynlerin kâbusudur. Ancak test etmek ve suçlamaktansa, iletişim kurmak daha iyi bir seçenektir" diyen görevliler, uyuşturucuyla mücadelede profesyonellerden yardım almak gerektiğini belirtiyor.
19.11.2005 Tarihli Milliyet Gazetesi Çocuklar sigara, alkol ve uyuşturucu batağında
Yaşları 9 ile 17 arasında değişen 13 bin 430 öğrenciyle yapılan çalışmanın sonuçlarına göre, bu gençlerin yüzde 16'sı sigara, yüzde 11'i alkol ve yüzde 2.9'u uyuşturucu madde kullanıyor
Şükran Özçakmak
Türkiye genelinde 40 ilde, 9-17 yaş grubundan, 13 bin 430 öğrenci araştırma ve anket çalışması yapan Türk Eğitim Sendikası, bu öğrencilerin yüzde 16'sının sigara, yüzde 11'inin alkol ve yüzde 2.9'unun uyuşturucu madde kullandığını ortaya çıkardı. Oysa Türk Eğitim-Sen'in 2004 yılında yaptığı araştırmada, öğrencilerin yüzde 13'ünün sigara, yüzde 7'sinin alkol ve yüzde 1.29'unun uyuşturucu kullandığı belirlenmişti. Araştırma, bir yılda sigara kullanan çocuk oranında büyük bir artış olduğunu da gösterdi.
Tinerle başlıyorlar 2005 yılında araştırmaya sokak çocukları da dahil edildi. Ankete katılan 2 bin 748 sokak çocuğunun yaklaşık yüzde 84'ü sigara, yüzde 68'i alkol ve yüzde 82'si uyuşturucu kullanıyor. Uyuşturucu kullanan öğrencilerin yüzde 66'sı yapıştırıcı ve tiner gibi uçucu maddeleri koklayarak bağımlı oluyor. Bağımlı sokak çocuklarının yüzde 92'si de uçucu madde koklayarak uyuşturucuya başlıyor. Birden fazla cevap seçeneği olan "Neden bu maddeyi tercih ediyorsunuz?" sorusuna yanıt veren çocuklar, yüzde 71 oranında "Temini kolay", yüzde 68 oranında da "Kokusundan hoşlanıyorum" şıklarını seçti. Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri İsmail Koncuk, 2005'te öğrencilerde sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımının ürkütücü boyutta artış eğilimi gösterdiğini belirterek, hızla büyüyen tehlikeye dikkat çekti. Koncuk şunları söyledi:
'Polis tedbiriyle olmaz' "Sürekli büyüme eğilimindeki bu soruna karşı kimin ne yaptığı belli olmamakla beraber, sadece polisiye tedbirler uygulanmakta, sorunu çözücü teklif veya çözümler üretilememektedir. Meseleye sadece polisiye tedbirlerle yaklaşım anlayışı, yerini kolektif, akılcı ve kalıcı çözümler bulma anlayışına bırakmalıdır."
Aileyle yaşayanlar da... Bu yapılmazsa sorunların büyüyeceğini belirten Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: "Aksi halde, çeşitli maddelerle ve büyük oranda uçucu maddelerle uyuşturucuya başlayan ve devam eden çocuklarımız, ciddi sorunlar yumağı olarak karşımıza çıkacaktır. Bu sorun artık sadece sokakta yaşayan çocuklarımızı değil, ailelerinin yanında yaşayan çocuklarımızı da kapsamaktadır." Koncuk, "20 Kasım Çocuk Hakları Günü nedeniyle Türk Eğitim-Sen Ar-Ge Komisyonumuzun sonuçlandırdığı, uçucu madde kullanımının önlenmesi konusundaki projemizi, 21 Kasım'da kamuoyu ve kurumlarla paylaşacağız" dedi.
İşte bir yılda gelinen nokta
2004 Öğrencilerin Yüzde 13'ü sigara, Yüzde 7'si alkol Yüzde 1,29'u uyuşturucu kullanıyordu.
2005 Öğrencilerin Yüzde 16'sının sigara, Yüzde 11'inin alkol, Yüzde 2.9'unun uyuşturucu madde kullandığı ortaya çıktı.
KORKUTAN ARTIŞ Bir yıl içinde, Sigara kullananlar öğrenci sayısının yüzde 3, Alkol kullananların yüzde 7, Uyuşturucu kullananların 1,61 oranında arttığı saptandı. 8.3.2004 Tarihli Milliyet Gazetesi Beyaz ölüm tacirini vurdu
Uyuşturucu, sadece gençleri değil, satıcılarını da öldürüyor ERDAL KILINÇ İstanbul Uyuşturucu satarak birçok gencin bağımlı olmasına, bazılarının ise ölümüne neden olan sokak satıcıları da, ticaretini yaptıkları zehirin kurbanı oluyor. 2004 yılının ilk iki ayında İstanbul'a üç satıcı aşırı dozda eroinden öldü. Aşırı dozda uyuşturucudan ölenlerden biri Hayri Adıgüzel. Oturduğu evde aşırı dozda eroin alan Adıgüzel, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Adıgüzel, Yeni Asya Gazetesi'nin sahibi Mehmet Kutlular'ın kızı Vildan'ın ölümünden de sorumlu tutulmuştu. İhsan Ayyıldız ise Güngören'deki evinde aldığı yüksek dozda eroinle komaya girdi ve hastaneye götürülürken yolda öldü. Üç çocuk babası Ayyıldız hakkında dört kez uyuşturucu bulundurmak ve satmaktan işlem yapılmıştı. 3 ayrı uyuşturucu baskınında gözaltına alınan İlhan Avcı ise, otel odasında aldığı aşırı dozda eroin yüzünden öldü. 27.09.2005 Tarihli Milliyet Gazetesi Ecstasy aç ve susuz bırakıp öldürüyor!
Konya Emniyet Müdürlüğü, açlık ve susuzluğu hissettirmeyerek beyin hücreleri ile kalp kaslarının ölümüne yol açan 'ecstasy'nin ölümcül zararlarını sıralayarak aileleri uyardı
Sinir sistemini baskı altında tutup etkisiz hale getiren uyuşturucu hap ecstasy, aşırı terleyerek fazla sıvı kaybeden kullanıcıya su ihtiyacını hissettirmiyor, böylece vücudun tehlikeli boyutta kurumasına yol açıyor. Konya Emniyet Müdürlüğü'nden edinilen bilgiye göre, ecstasy'nin ölüme kadar götüren son derece tehlikeli etkileri bulunuyor.
Kayıp geri gelmeyince... İçerdiği amfetamin maddesi nedeniyle bağımlılık yapan hap, alındıktan 30 dakika sonra vücutta etkisini göstermeye başlıyor, 90 dakika sonra da etkide zirveye ulaşıp yaklaşık 3 saat bu seviyede kalıyor. Ecstasy, bu süre içinde kişiyi aşırı enerjik yapıyor ve vücutta su kaybına yol açıyor. Ancak bu sırada merkezi sinir sistemini baskı altında tutması yüzünden su ve yemek ihtiyacını hissettirmeyen uyuşturucu hap, böylece vücudun, kaybolan suyun yerine alınamaması nedeniyle kurumasına neden oluyor.
Hücreleri yakıyor Kalp atışını ve nabzı artıran ecstasy, bazen vücut sıcaklığının 42 dereceye kadar çıkmasına yol açabiliyor. Bu durumda hassas olan beyin ve kalp kası hücrelerini yakarak öldüren ya da telafisi güç hasarlar bırakan ecstacy, kişiyi susuzluk ve açlıktan kurutarak öldürebiliyor. Savunma mekanizmasını etkileyen, ecstasy uyku ihtiyacını azaltıp karar verme yeteneğinin kaybolmasına yol açıyor. Depresyona neden olan hap, intihar eğilimini, endişe ve paniği yüzde 90 oranında artırıyor, tansiyonu yükseltiyor ve hücrelerde ciddi tahribata neden oluyor. Konya Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, hapın sanılanın aksine cinsel gücü de artırmadığını açıkladı. Aileleri dikkatli olmaya çağıran yetkililer, şunları söyledi: "Ecstacy haplarının üzerinde çeşitli amblem, resim ve logolar bulunuyor. Aileler, üzerinde resim bulunan hap gördüklerinde harekete geçmeli."
10.01.2004 Tarihli Milliyet Gazetesi
AMATEM alsa kurtulabilirdi
Eski yüz güzeli Burçin'in ölümünün ardından, bir trajedi çıktı. Tedavi olmak isteyen genç kadına, AMATEM'in 35 gün sonraya gün verdiği anlaşıldı İSTANBUL Milliyet Cesedi, Zeytinburnu Kozlu Mezarlığı'nda bulunan Türkiye eski Yüz Güzeli Burçin Bircan'ın (20), uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak için 9 Aralık 2003'te Alkol ve Madde Bağımlıları Tedavi Merkezi'ne (AMATEM) başvurduğu ortaya çıktı. Bircan'ın ölümüyle ilgili soruşturma sonucu, Bircan'a AMATEM'den 13 Ocak 2004'e gün verildiği belirlendi. AMATEM Başhekimi Prof. Dr. Musa Tosun, Bircan'ın biri 22001, diğeri 9 Aralık 2003'te iki müracaatı bulunduğunu söyledi. Bircan'a 9 Aralık'ta ayakta tedavi uygulandığını ve 13 Ocak 2004'te yatırılmak üzere randevu verildiğini belirten Tosun, parası olmadığı için kabul edilmediği iddiasını ise, "Parası olmadığı için kimse geri çevrilmiyor" diyerek yanıtladı. Geç randevuyu da yatak yetersizliğine bağlayan Tosun, AMATEM yetkilileri hakkında ise, yasal hata olmadığı için işlem yapmadıklarını kaydetti. Menajeri ifade verdi Bircan'a uyuşturucuyu Beyoğlu Tarlabaşı'nda satan torbacıyı arayan polis ise, 'Ford Models Super Model Of The World' Türkiye eski birincisi genç kadının menajeri ve Top Model Agency'nin sahibi Cavidan Akyol'un ifadesini aldı. Kesin ölüm nedeni araştırılan Bircan'ın günlüğünü de incelemeye alan polis, Bircan'ın Narkotik Şube'de kaydının olmadığını bildirdi. Polis kayıtlarına göre, İstanbul'da son iki ayda uyuşturucudan 15 kişi can verdi. Burçin Bircan'ın günlüğünden:
Bu illetten kurtulmalıyım Burçİn Bircan'ın 2003'ün son üç haftasını tedavi amacıyla Balıklı Rum Hastanesi'nde geçirdiği öne sürüldü. Burçin'in, tedavi süresince 30 sahifelik günlük tuttuğu ve yazılarında uyuşturucudan kurtulmak için çok çaba sarfettiği belirtildi. Burçin günlüğe "Uyuşturucu illetinden artık kurtulmak istiyorum. Beni ve hayatımı mahvetti. Ancak çok zorlanıyorum. Eğer kurtulursam hayata yeniden başlayacağım" diye yazdı. 13.07.2006 Tarihli Milliyet Gazetesi ONU UYUŞTURUCUDAN KORUYABİLMEK İÇİN ÖNCE TEHLİKENİN FARKINA VARMALISINIZ Çocuğum henüz 11'inde demeyin
Uyuşturucu satışı kolaylaştıkça kullanma yaşı da düşüyor. Verilere göre, henüz 11 yaşındaki bir çocuk, sıradan bir ev partisinde uyuşturucuyla tanışabiliyor
UYUŞTURUCU BATAKLIĞI Pınar Aktaş / Şükran Pakkan
Melis Akpınar'ın 16 yaşında ölümüne neden olan uyuşturucu, aslında çocuklarımızın çok yakınında. Masum diye izin verilen ev partileri bile tehlikenin başlangıç noktası olabiliyor. Uyuşturucu yaşı 11'e düştü, en çok kullananlar ise 13 - 16 yaş arasındakiler... Uyuşturucudan ölenlere en eski örneklerden biri 1995 yılında, Nur Cemaati Yeni Asyalar Grubu'nun liderlerinden Mehmet Kutlular'ın eroin komasına girerek ölen kızı Vildan Kutlular. Kutlular'ın ölümünün ardından kamuoyunun dikkatini çeken gençlerin uyuşturucudan ölümleri, o tarihten sonra hızla artmaya başladı. Ve sonunda uyuşturucu kullanma yaşı 11'e düştü. Başlama mekânları ise bar, kafe ve diskolardan ev partilerine taşındı. Okul çevreleri de polisin tüm önlemlerine rağmen "bedava uyuşturucu" dağıtılan mekânlar arasında. Uyuşturucunun batağına düşen çocuklar, çoğu zaman ya devamsızlıktan ya da uyuşturucu kullandığı tespit edildiği için tasdiknameyle okuldan atılıyor. Uyuşturucu alacak parası olmayanlar, daha sonra satıcılığa başlıyor, gasp ve hırsızlık gibi suçlara yöneliyorlar. Genç kızlar ise fuhuş batağına saplanıyor.
Bağımlılığa kadar bedava Uyuşturucu tacirlerinin izlediği yol ise bağımlılığa kadar gençlere uyuşturucuyu bedava dağıtmak. Satıcılar, tedavi olmak için hastaneye yatanları da çoğu zaman rahat bırakmıyor ve tedavi olmak bahanesiyle kliniğe yatarak, içeri uyuşturucu madde sokmayı başarıyorlar.
En önemli ipucu: İltihaplı iğne izi!
Uyuşturucuların ortak özelliği yokluğunda sinirlilik ve anksiyete bozukluğu. Uzmanlar, ailelerin çocukların davranış değişikliklerini izlemelerini öneriyor. Uyuşturucu kullanımının delili olarak eroinin enjeksiyon yoluyla alınması sonucu ortaya çıkan, daha çok kol ve bacak damarlarında oluşan iltihaplı iğne izleri. Uzmanlar, bunlara bağımlılık işareti olmasına rağmen kesin delil olarak bakılmaması, ancak uyanık olunması gerektiğini vurguluyorlar. El titremesi, ter boşanması, uykusuzluk gibi işaretler de ailelere fikir verebilir.
Yalan söylüyor, bir gülüyor, bir ağlıyorsa dikkat! Eğer daha önce sizinle birlikte olmaktan zevk alan çocuğunuz birden sizden uzak durmaya başladıysa... İlgi ve istekleri sık sık değişiyorsa, maymun iştahlı bir kişilik sergiliyorsa, Ruhsal yönden içine dönüp aşırı sinirli, alıngan bir tutum sergilerken tekrar normale dönüyorsa... Başarı oranı tamamen ve her derste düşmüş ise, arkadaşlarını çok sık değiştiriyorsa, eski arkadaşlarına sırt çeviriyor ve çevreyle ilişkilerden kaçıyor, okulunu bırakmak istiyorsa... Hiçbir şeye ilgi duymuyor ve herkesten uzak kalıyorsa... Ani ve çabuk duygu değişimleri varsa, yemek yeme düzeninde bozukluk oluyorsa... Yalan söylüyor ve evden ufak tefek şeyler kayboluyorsa... Elbisesinde, yatağında yanıklar ve yırtıklar oluşmuşsa, farklı yerlere gittiğine dair ipuçları varsa... Tuvalette uzun süre kalıp, oradan rahatlamış olarak çıkıyorsa.
İŞTE ŞİFRELER:
Uyuşturucu madde kullanan gençler arasında genelde maddelere halk arasında dikkat çekmeyen, "şifre" isimler veriliyor. Çocuğunuzun aşağıda yazan kelimeleri kullanma sıklığına dikkat edin. Amfetaminler: Hız (speed), yukarıdakiler (Uppers). Kokain : Kok, koko, jamboo, kola, pırlanta, otoban, beyaz ten, pudra, blow, çilek, darbe, burun şekeri, beyaz, crack, kaya. Depresanlar: Aşağıdakiler, barbs, roç1, roç2. Extacy: Xtc, x, e, adem, yuvarlak, eks, pıt, beyaz kumrular, uçuş, kanat, Pokemon. GHB: Sıvı ekstazi, Georgia, ev erkeği, geberik. Eroin: At, şamar, abur cubur, beyaz, mal, tiş, peynir, koreks, cank (junk), dalga, adres, paket, beyaz kelebek, kâğıtüstü, haşhaş, Charlie, kireç, kar, cevher, kız, ilaç. Ketamin: K, özel K, vitamin K, kedi nerviumu LSD: Asit, trip, eski küpler, zen, şeker, dozlar, cennet mavisi, mikro noktalar, kurutucu. Esrar (Marihuana): Ot, kronik, anten, paspal, mühür, şifalı bitki, yaramaz ot, ganja, cigaralık, gey, keyif, sigaralık, gogo, kuru, Henry, patates, keçi, yeşil, siyah, duman, cenk, tekli, şeytan, ilaç, derman, plaka, sarıkız, mal, Saddam, çiçek, gubar. Metafamin: Hız, kristal, tebeşir, ateş, cam, kripto, met, buz, tebeşir. Rohypnol: Roç, şeker, Ropil, Arse, Papik, Unut-beni ilacı, Royipnol 14.07.2006 Tarihli Milliyet Gazetesi 6 ayda 365 çocuk geldi biri 8 yaşındaydı
18 yaş altı bağımlılara hizmet veren ÇEMATEM yetkilisi Dr. Defne Tamar Gürol: Hasta sayısı geçen yıllara göre 2 kat arttı. İlk kez 13-14 yaşında eroin kullananlara rastladık
UYUŞTURUCU BATAKLIĞI Pınar Aktaş / Şükran Pakkan
Uyuşturucu batağına saplanan çocukların sayısı her geçen gün artıyor. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesinde 18 yaş altı bağımlılara hizmet veren Çocuk, Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi'ne 'ilk kez başvuran hasta' sayısında son iki yılda iki kat artış yaşandı. Merkezde, tedavi gören madde bağımlıları arasında 8 yaşında bir çocuk bile var. Madde kullanımının ilköğretim çağına kadar düştüğüne dikkat çeken yetkililer, ilk kez 13-14 yaş çocuklarda eroin kullanımını gözlemlediklerini söylüyor. ÇEMATEM Şef Yardımcısı Dr. Defne Tamar Gürol, sorularımızı yanıtladı.
Uyuşturucu madde kullanan çocukların sayısında bir artış var mı? 2004 yılında merkeze ilk kez başvuran çocuk sayısını, bu yılın ilk altı ayında yakaladık. 2004'te 370 ilk başvuru almıştık, bu yılın ilk altı ayında 365 kişi başvurdu. Geçen yıl toplam 2 bin 750 poliklinik yaptık, bu yıl daha şimdiden 1600...
Gizlemiyor, aksine gurur duyuyorlar Bu artışın nedenleri ne peki? Öncelikle madde bulunabilirliği arttı. Gençler nereden, nasıl bulacaklarını çok iyi biliyorlar. Bir de, eskiden gizledikleri bir şeydi, şimdi gururla söyledikleri bir şeye dönüştü.
Uyuşturucuyla tanışma yaşı düştü mü? Başlama yaşı ortalamada 13-14'e düştü ancak 11 yaşında gelenler de oluyor. Benim gördüğüm en küçük yaş 8'di. Daha önceki yıllarda 15-16 yaş başladıklarını görüyorduk, artık ilköğretim düzeyine düştü. Bir de 18 yaş altında eroin kullananlara rastlamıyorduk. Son birkaç ayda eroin kullanan çocuklar gelmeye başladı. Bu, madde kullanımının yaygınlaşması ve ulaşılabilirliğiyle ilişkili.
Çocuklar nasıl geliyor buraya, bağımlı olduğunu kabul ediyorlar mı? Gençlerde tanı koymak erişkinlerdeki kadar kolay değil. Ailesi, okuldaki çevresi ya da sosyal hizmetlerden getiriliyorlar. Kendisi gelen çocuklar da var. Yasalara göre, çocuklar kendi başlarına geliyorsa bildirilmesi zorunlu değil.
Nasıl başladıklarını anlatıyorlar mı? Çocuklardan duyduğum, arkadaşlarından alışıp, onlardan aldıkları. Hiçbiri simitçiden satın aldığını söylemedi mesela. Oysa, okul önlerinde böyle oluyor zannediliyor. Büyüklerin 'içersen ölürsün' dediği şeyin etkisini merak ediyorlar. 'Ben bunun üzerinde hakimiyet kurabilecek miyim?' denemesine girişiyorlar.
Kurtulamamak gibi bir endişeleri var mı? Çoğu 'Artık bırakamazsın' diyerek tehdit edildiklerini söylüyor, ama bu doğru değil. Bu yanlış bilgiyi maddeyi bırakamayanlarla satıcılar yayıyor.
'Hadi gel birlikte içelim' demeyin
Ailelerin yaptıkları yanlışlar neler? Aileler gururla şunu söyler: Ben çocuğuma ilk kendi elimle alkol verdim. Yasa, 18 yaşın altında alkolü yasaklar. Çocuk da bazen kural dışı davranabilirim, diye düşünüyor. Alkolü ve maddeyi deneme yaşı ne kadar geç olursa, zararlı kullanım eğilimi o kadar az olur.
Parçalanmış ailelerin çocukları risk altında mı? Madde kullanımı için bazı risk ve koruyucu faktörler var. Parçalanmış aile, ailede huzursuzluk, düşük sosyo-ekonomik düzey, çok çocuk, göç, şiddet risk faktörüdür.
Çocuğun kullanıcı olduğu nasıl anlaşılır? Arkadaş çevresinin değişmesi derslerin kötüye gitmesi bile önemli veriler. İdrar testi deneniyor, ancak bir süredir kullanmıyorsa idrarda çıkmayabilir.
ZEHİRLE YAZILMIŞ HAYAT HİKÂYELERİ
U.C. (15): İzmirli U.C.'nin annesi mimar, babası ise sanatçıydı. Aileden miras kalan işler batınca, aile içi kavgalar ve huzursuzluklar başladı. O sırada 13 yaşında olan U.C.'nin babasıyla arası açıldı, annesinden ise aşırı ilgi görmeye başladı. Okulda uyuşturucu madde bulan U.C., bir süre sonra günde 10 tane ectasy içer hale geldi. Ailenin ekonomik ve sosyal durumu düzeldi, ama U.C., madde alabilmek için satıcılık yapmaya başladı. Okuldan kovuldu. Şu an cezaevinde. C.V. ( 17) ve M.A.(18): Üniversitede tanışan iki kız arkadaştan biri uyuşturucu bağımlısıydı. İki arkadaş birlikte gece kulüplerine gitmeye başlayınca, C.V., kullanması için arkadaşına da baskıda bulunmaya başladı. Arkadaşına 'Hayır' diyememenin bedelini ağır ödeyen M.A., eroine başladı ve kısa sürede bağımlı hale geldi. Bir gece ise tutuklandılar. Uzun süre yatarak tedavi gören ve iyileşen iki arkadaş, üniversiteye devam ediyor. 15.07.2006 Tarihli Milliyet Gazetesi Bağımlı kızlar erkekleri etkiliyor
Madde Kullanımını Önleme Bürosu Amiri Başkomiser Zafer Ercan: Erkekler bağımlılığa daha yatkın. Bağımlı genç kızlarsa erkekleri etkileyip, çemberin genişlemesine yol açıyor
UYUŞTURUCU BATAKLIĞI Pınar Aktaş / Şükran Pakkan
Uzun yıllardır uyuşturucuya karşı mücadele eden Başkomiser Zafer Ercan, gençlerdeki uyuşturucu bağımlılığının profilini çizdi. Zengin, fakir her çocuk bağımlı hale gelebildiğini ve erkeklerin bağımlılığa daha yatkın olduğunu söyleyen Ercan'ın önemli tespitlerinden biri de kızların bağımlılığının, etraflarındaki çemberi hızla genişlettiği bilgisi. Ercan'a göre, bağımlılıkla tanışma alkolle başlıyor, tanışma yeri de genellikle çocukların kendi evleri ya da arkadaş evleri oluyor.
Paranı alamazsa bedenini alır! Ercan, bir genci uyuşturucu bağımlılığına iten süreci ise şöyle özetliyor: Bağımlılık zengin fakir tanımıyor. Gelir düzeyi düşük bir ailenin çocuğu da her an uyuşturucunun pençesine düşebilir. Bu tehlikeli oyuna, çok iyi bir ailenin çocuğu da, derslerinde başarılı bir öğrenci de, kendi halinde bir genç de yanlışlıkla girebilir. Burada mantık, "Uyuşturucu, parası olanın parasını, olmayanın bizzat kendisini kullanır. Parası olmayan fuhuşa, satıcılığa düşer."
Eroinci simitçi: Şehir efsanesi! Maddeyi getiren tanıdık kişi, mutlaka daha önceden tecrübeli, yani bağımlı. Bu bağımlı, maddenin reklamını yaparak ilk tanışmayı sağlıyor ve kurban olarak seçtiği gencin zaaflarını kullanıyor. "Al bunu iç, kilo problemin ortadan kalkar", "Bunu alırsan spor yaparken daha hızlı kas yaparsın" ya da "Başının ağrısı geçer, kendini iyi hissedeceksin" şeklindeki telkinler kişiyi etkilemede birebir. Bir başka yol da karşı cinsi kullanmak. Bu noktada kızlar çemberi hızla genişletiyor. Çünkü eğer kız uyuşturucu kullanıyorsa, erkek arkadaşı da başlıyor. Kız çocukları, bu konuda kendilerini daha fazla koruyabiliyor. Ve en önemli nokta ilk alınan uyuşturucunun bedava olması, ta ki karşı taraf, "Bundan bir daha almam lazım, nasıl alırım?" diye soruncaya kadar. Zafer, tartışma konusu olan okulun önündeki "simitçi" kılığındaki uyuşturucu satıcılarının aslında bir şehir efsanesi olduğunu söylüyor. Çünkü bugüne kadar okul önünde bu tarz bir satıcı hiç yakalanmamış.
Barda 'ajan polis'ler İlk kez gidilen bir gece kulübünde tanımadığı birinin de uyuşturucu teklif etmesi şaşırtıcı değil. Polis gece kulüplerinde gençleri bekleyen bu tehlikeyi gözardı etmiyor. Uyuşturucu alışverişi yapıldığı ihbarı alınan yerler, "polis" olduğuna inanmayacağınız "ajan"lar tarafından izleniyor. Onlar da müşteri kılığında bu gece kulüplerinde eğleniyormuş gibi yapıyorlar. Ancak asıl işleri uyuşturucu alışverişi var mı, bunu gözlemlemek. Eğer varsa, bir telefonla operasyon başlatabiliyorlar.
'Bir burunluk eroin için kendimi satıyorum'
Başkomiser Zafer Ercan'ın "Testi Kırılmadan" adlı kitabında yer verdiği yaşanmış öyküler: Esrar kullanıyorum, yaklaşık 2 senedir. Ve bu son 2 haftadır her gün, hemen hemen her saat kullanıyorum. Kendimi tanıyamıyorum artık, hareketlerim değişti, hayatım altüst oldu. Ne yapmam gerektiğini bilemiyorum. Ailemin öğrenmesinden korkuyorum, öğrenirlerse evden kaçmayı düşünüyorum. Bir gün olur da eroinle tanışırım diye çok korkuyorum. 1.5 yıldır eroin kullanıyorum. Yaşım 17. Nedeni ailevi nedenler ve kötü arkadaşlar. Kendimden utanıyorum. Bazen bir burunluk eroin için başka adamlarla cinsel ilişkiye giriyorum. Sokaklarda gezen bir ölü gibiyim. Biliyorum, çok sürmez öleceğim. Esrar bağımlısıyım. Her ne kadar esrar bağımlılık yapmıyor olsa da bulabilmem bu kadar kolayken bir türlü vazgeçemiyorum. Üç sefer yakalandım. Mahkemelerde 3 tane dosyam var. Birinden kesinleşmiş para cezası aldım, ama ödeyemeyeceğim. Karşılığı 4 ay hapis. 13 yaşındayken uçucu maddeyle tanıştım ve 17 yaşıma kadar hastanelerde geçti günlerim. Hâlâ tedavi görüyorum. Son 7 aydır da esrar içiyorum. Aslında neden, niçin içtiğimi bilmiyorum.
Çocuğunuzun arkadaşı değil anne babası olun
Öyküyle Madde Kullanımını Engelleme Projesi'ni (ÖMKEP) de yürüten Madde Kullanımını Önleme Bürosu Amiri Başkomiser Zafer Ercan, kamu kuruluşları ve bürokratların aldığı önlemlere rağmen ailelere çok büyük görevler düştüğünü söylüyor. Ercan'ın ailelere verdiği mesajlar şöyle: Bazı anne babalar okulu 'altılı ganyan'a çevirmiş. Sadece notlarına bakıyorlar. Oysa çocuğunuzu boş bırakmayacaksınız. Okullar mı kapandı, yaz okulları, sosyal faaliyetler yapacaksınız. Çocuğunun kaçıncı sınıfa gittiğini bilmeyen, azımsanmayacak sayıda veli var. Anne babalar bazen buraya geliyor, 'Kızımı ya da oğlumu hapse atın' diyorlar. Bu teklif nefesimi kesiyor. Karnında 9 ay taşıdığı çocuğu için 'Hapse atın' diyor. 15 yaşındaki çocuk, erkek kız fark etmez, 'Arkadaşlarımla gece çıkıyorum' diyor. Nereye çıkıyorsun? 'Çocuğumla arkadaşım. Birlikte alkol içeriz, sigara içiyorsan iç yanımda' diyorlar. Çocuğunuzun arkadaşa ihtiyacı yok. Sen ona anne babalık yapacaksın. Uyuşturucu maddelerden gelen para terörizmin bir numaralı finans kaynağıdır. PKK'nın yıllardır finans kaynağı uyuşturucu maddelerdir. Aslında şu şuur yeter; satın aldığın uyuşturucu maddeye bir bedel ödüyorsun. Para verdiğin insanlar uyuşturucu kaçakçısı. PKK'nın sıktığı kurşunla bayraklara sarılıp gidenlere ihanet etmiş oluyorsun. Çünkü o kurşunun parasına katkı yapıyorsun. 16.07.2006 Tarihli Milliyet Gazetesi Beyoğlu uyuşturuyor mu?
Beyoğlu'ndaki eğlence anlayışının değişmesinden rahatsız olan bazı işletmeciler, gözlemlerini aktardı: EVET bazı mekânlarda madde satılıyor ve buralara 18 yaşından küçükler de giriyor
UYUŞTURUCU BATAKLIĞI Pınar Aktaş / Şükran Pakkan
Uyuşturucuyla ilgili her ölümde gözlerin çevrildiği Beyoğlu'ndaki bar sahipleri ve çalışanları, bazı mekân sahiplerinin kapılarını "iş olmadığı için" 18 yaş altı çocuklara, "çekindikleri için" de uyuşturucu satıcılarına açtığını iddia ediyor. Sektör çalışanlarının anlattıklarına göre, Beyoğlu'ndaki eğlence mekân larındaki değişim, 1990'lı yılların sonuna rastlıyor. Bu dönemde göç sonucu İstanbul'a gelen ve başta eğlence mekânları olmak üzere Beyoğlu'nu ele geçiren bazı kişiler, gece saatlerinde açılan bar ve kulüplerin mesaisini gündüze de taşıyor. Ve başta türkü barlar olmak üzere birçok bar, gündüzleri de canlı müzik yapıp içki servisine başlıyor. Yeni müşteriler de daha çok okulu yerine bu mekânlara gelen ve erken yaşta alkol ve uyuşturucuyla tanışan öğrencilerden oluşmaya başlıyor. Bu arada hızla değişen piyasayı, mafyanın koruduğu ve kolladığı "torbacılar" (uyuşturucu madde satıcıları) ele geçiriyor. Konuştuğumuz mekân sahipleri ve bu yerlerin çalışanları, başta karşı gelinse de birçok mekân sahibinin torbacılara kapıları açmak zorunda kaldığını itiraf ediyor. Onların anlattıklarına göre, kapıdan alınmayan bir torbacı ve arkasındakiler, yarın öbür gün kapıda onu içeri almayan güvenlik görevlisinin canına bile kastedebiliyor.
Yakışıklı erkekler hedef Barlarda 18 yaş altı çocukların girişine onay veren durum ise aslında bu mekânların çok da iş yapıyor olmaması. "Bir bira satmak kârdır" mantığıyla bazı mekânlarda çocukların içeri alındığı anlatılıyor. Uyuşturucu satıcılarının gözlerine ilk kestirdikleri ise "yakışıklı erkekler". Çünkü onlar eğer tavlanabilirse, onlar aracılığıyla ve yardımıyla genç kızlara ulaşılabilir. Aslında uzağa gitmeye gerek yok. Bir başka iddiaya göre, Beyoğlu'nda bulunan okulların karşısında yer alan "esnaf" bile bu işi yapabiliyor. Eskiden beri hâkim olan "Uyuşturucu eşittir rock" anlayışının ise yanlış olduğunu düşünüyor konuştuklarımız, "clup" müziği yapan mekânlarda bu tür vakalara daha çok rastlandığı öne sürülüyor.
'Aile içindeki iletişimsizlik, riski 4 kat artırıyor!'
Daha önce AMATEM'de de görev yapan Doç. Dr. Kültegin Ögel, şu an Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği'nin başkanlığını yürütüyor. Ögel'in, 2004 ve 2005 yıllarında İstanbul genelinde 16 - 18 yaş arası 6 bin çocuk üzerinde yaptığı araştırma çocukların arkadaşlarının ne kadar önemli olduğunu bir kere daha vurguluyor. Ögel, araştırmadan çıkan sonuçların aslında İstanbul'daki ergen popülasyonunun resmini ve ergenler arasındaki suçluluk artışını gösterdiğini belirterek, hem madde kullanan hem de kullanmayan çocuklar için ortamın çok sağlıklı olduğunu söylemenin mümkün olmadığını belirtiyor. Ögel, burada aile faktörüne dikkat çekiyor, ancak boşanmış ailelerin çocuğu olmanın tek başına bir kriter olamayacağını vurguluyor. "Boşanmış ailelerin çocuklarında madde kullanım riski 2 kat daha fazla. Aileyle iletişimi bozuk çocuklarda kullanma riski ise 4 kat daha fazla. Ailenin ilgisizliği karşısında kullanma riski 5 kat daha fazla. Yani boşanma riski tek başına açıklayıcı değil. Boşanmamış olsa bile asıl belirleyici faktör ailenin çocuğuyla ilgilenip ilgilenmemesi." Ögel'in, "Bu sonuçlara baktığınızda biraz başıboş bir gençlik çıkıyor" dediği araştırmasının sonuçları şöyle: Araştırmaya katılan gençlerden hiç madde kullanmayanların yüzde 15'i, sık sık uyuşturucu kullananların ise yüzde 73'ü "Uyuşturucu madde kullanan arkadaşım var" diyor. Gençlerden hiç madde kullanmayanların yüzde 25'i, sık sık uyuşturucu kullananların ise yüzde 66'sı "Arkadaşımın polisle başı derde giriyor" diyor. Hiç madde kullanmayanların yüzde 14'ü, sık sık uyuşturucu kullananların ise yüzde 57'si, "Hırsızlık yapan arkadaşım var" diyor. Hiç madde kullanmayanların yüzde 33'ü, sık sık uyuşturucu kullananların ise yine yüzde 54'ü, "Evden kaçan arkadaşım var" diyor. Hiç madde kullanmayanların yüzde 8'i, sık sık uyuşturucu kullananların ise yüzde 28'i, "Satanist arkadaşım var" diyor. Ancak Ögel bunun çocuğun algısına göre olabileceğini kaydediyor. Hiç madde kullanmayanların yüzde 4.4'ü, sık sık uyuşturucu kullananların ise yüzde 11.6'sı, "Ailem benim arkadaşlarımın hiçbirini beğenmez" diyor. 17.07.2006 Tarihli Milliyet Gazetesi
|