Bilgi Bankası
Güzel Gören
Güzel Düşünür
Zararlı Maddeler
Video Galeri
Get the Flash Player to see this player.
Hava Durumu
| Zaman Gazetesi |
|
|
|
| Pazartesi, 06 Temmuz 2009 08:18 | |||
|
03.04.2006 Tarihli Zaman Gazetesi‘Televizyonda gördüğünüz renkli hayatlara özenip evden kaçmayın’ İzmir’de uyuşturucu batağına düşen ve annesinin çabalarıyla kurtarılan lise öğrencisi Ö.Y., madde bağımlılığı tedavisi gördüğü Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hayata yeniden tutunmaya çalışıyor. Televizyonda gördüğü renkli yaşamlara özenip evden kaçan, her türlü uyuşturucu maddeye alıştırılan genç kız, şimdi ailesinin de desteğiyle yaşadığı kötü günleri telafi etmeye çalışıyor. “Bar ve diskoteklerde benim gibi tuzağa düşürülmüş bir sürü kız var. Onlar da içine düştükleri bataktan kurtulmaya çalışıyor; ama başaramıyorlar.” diyen Ö.Y., yaşıtlarına şöyle sesleniyor: “Televizyonlardaki renkli hayatlara özenip kimseye kanmayın. Evinizde oturun ve sokaklara özenmeyin.” Uyuşturucu kullanmaya başlayan kişilerin el ve ayaklarında titremeler olduğunu, kriz yaşadığını, saldırganlaştığını anlatan genç kız, ailelere “Çocuklarında bu belirtileri görürlerse ciddiye alsın.” tavsiyesinde bulunuyor. İzmir’de geçtiğimiz hafta kızını uyuşturucu tacirlerine kaptıran bir annenin “ne olur kızımı bu bataktan kurtarın” feryatları üzerine aramalarını hızlandıran Emniyet güçleri, lise öğrencisi Ö.Y.’yi bulup ailesine teslim etmişti. Genç kız, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde madde bağımlılığı tedavisi görüyor. Doktorların verdiği 3 değişik hapla uyutulan Ö.Y., günün büyük çoğunluğunu uyuyarak geçiriyor. Uykusunun dışındaki vakitlerde Gaziemir’deki Çocuk Şubesi’nde ifade veren genç kız, bu sırada ailesiyle dertleşme fırsatı buluyor. Kızlarına tekrar kavuşmanın mutluluğunu yaşayan anne ve babası ise şube ve hastaneye giderken Ö.Y.’yi yalnız bırakmıyor. Lise 1 öğrencisi olan Ö.Y.’nin ailesi aslen Erzincanlı. Bundan tam 18 yıl önce İzmir’e yerleşmişler. Özel sektörde işçi olarak çalışan babası, ailesini geçindirmek ve çocuklarını okutmak için gece gündüz demeden çalışmış. Ö.Y., başarılı bir öğrenciymiş. Anlattığına göre magazin dünyasına özenti, kötü arkadaş, ailesini hakir görmesi ve arkadaşlarının sözüne kolay kanması yüzünden uyuşturucu bataklığına saplanmış. Sezen Aksu ve Ebru Gündeş’e özeniyormuş. Sesi Gündeş’e benzediği için onun gibi olmak istiyormuş. Televizyonda sürekli dans yarışmalarını seyrediyormuş. 8 ay kadar önce tanıştığı 20 yaşlarındaki Çiğdem isimli kız, Ö.Y.’yi uyuşturucuya alıştırmış. Önce sigaraya esrar sararak içen genç kız, bir süre sonra da ecstasy ile tanışmış. Lise 1’e kaydolduktan sonra evden kaçmış. İzmir’deki çeşitli evlerde kızlı oğlanlı gruplar halinde uyuşturucu almışlar. Ö.Y., 8 ay boyunca uyuşturucuya hiç para vermemiş. “Çiğdem, ‘ben ısmarlıyorum’ diyerek hiç para almazdı. Bornova Küçükpark civarındaki barlarda çalışanların hepsini tanıyordu. Onun sayesinde barlara hiç para vermeden giriyor, viski, bira, cin içebiliyordum.” diyor genç kız. Çiğdem’in amacının, kendisini uyuşturucuya alıştırdıktan sonra fuhuş batağına sürüklemek olduğunu iddia eden genç kız, yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor: “Bir gün Çiğdem beni bir yere gönderdi. Ayrılırken de bana, ‘Bugün doğum günün var.’ dedi. Beni gönderdiği yerde iki adam vardı. Araçla otogarın yanından geçerken tuvaletimin geldiğini söyleyerek benzin istasyonuna girdim. Oradakilere durumumu anlattım. Beni gizlediler, arabadakiler gidince benzinciden aldığım parayla kaçtım.” Anne Zeynep Y.’nin anlattığına göre Y.Ö., uyuşturucu kullanmaya başladıktan sonra birden saldırganlaşmaya, kendini kesmeye başlamış. Kendine geldikten sonra da hep yaptıklarına pişman oluyormuş. Y.Ö.’nün annesi, Çiğdem isimli kızdan şikayetçi olduklarını, tutuklanarak cezalandırılmasını istediklerini söylüyor. Y.Ö.’nün babaannesinin üzüntüsünden yatalak olduğunu anlatan acılı anne, “Eşim bir firmada çalışıyor. Bu olaylardan sonra işyerinde sıkıntıya düştü. Çalışmazsa geçinmemiz mümkün değil. Komşu ve akrabalarım ilk zamanlarda Doğu’dan geldiğimiz için ‘bırak şu kızı’, ‘bir daha eve alma’ diyorlardı. Kızımın oyuna geldiği ortaya çıkınca bize sahip çıkmaya, destek vermeye başladılar. Aileler çocuklarına sahip çıksın.” diyor. 06.04.2006 Tarihli Zaman gazetesi‘Bazı manken ajansları fuhuş merkezi gibi’Magazin ve şov programlarında boy gösteren ünlü manken, şarkıcı ve oyuncuların fuhuş operasyonu kapsamında gözaltına alınıp sorgulanması gözleri gece hayatının karanlık noktalarına çevirdi. Emniyet yetkililerinin konu ile ilgili tespiti gece aleminde uyuşturucu ve fuhşun ayrılmaz bir ikili olduğu yönünde. Uzun yıllardır İstanbul’da görev yapan bir Emniyet yetkilisi bu dumunu şöyle anlatıyor: “Uyuşturucu ve fuhuş ortak işleyen çark. Bu çarkın içerisindeki insanların bazıları yetenekli; bazısının sesi güzel, bazısının fiziki özellikleri var. Çevrelerindeki insanlar tarafından televizyona çıkmaya teşvik edilip ünlü oluyorlar. Fuhuş piyasasında ne kadar ünlü olursanız fiyat o kadar artar. Fuhuştan kazanılan para ise uyuşturucu için kullanılıyor.” Ünlülerin uyuşturucuyu performansı artırıcı bir unsur olarak gördüğünü belirten Emniyet yetkilisi, arkadaş çevresinin de önemli olduğunu kaydederek “Çevrelerinde samimi oldukları kişiler zaten adı suça karışan insanlar. İstedikleri zaman bu maddeleri kendilerine bu arkadaşları sağlıyor.” dedi. Sadece adı manken ajansı İstanbul’da manken ajansı adı altında faaliyet gösteren birçok fuhuş merkezi olduğunu belirten bir diğer Emniyet yetkilisi ise, “Manken olmak için ajanslara gelen gençler ilk olarak fuhşa itiliyor. Kızlar ve erkekler bilinçli olarak aynı odalarda, birlikte yatırılıyor. Manken olacağım diye buralara başvuran gençler fuhuş pazarına itilmiş oluyor.” diyor. Bir başka Emniyet yetkilisi ise bir oyuna dikkat çekiyor: “Birileri ünlü olmak isteyen genç kızları fuhşa sürüklemek için öncelikle uyuşturucuya alıştırıyorlar. Bu sayede hem uyuşturucu pazarı oluşturup hem de fuhuştan para kazanıyorlar. İçlerinden yetenekli olanların televizyonlarda yarışmalarda görünmesini teşvik ederek kamuoyunun gündemine girmesini sağlıyorlar. Bir insan ne kadar ünlü olursa fuhuş yaparken fiyatı o kadar çok artar. Fuhuştan kazanılan para da uyuşturucuya gidiyor. Polisin yakalaması bu insanları çok rahatsız etmiyor. Kendilerini kötü yollara sürükleyen insanların telkini ile reklamın iyisi kötüsü olmaz diye düşünüyorlar.” Sorguya yabancı değiller İstanbul Asayiş polisinin gerçekleştirdiği fuhuş operasyonunda magazin dünyasının gündeminde yer alan ünlü isimler gözaltına alınmıştı. Şarkıcı Fulden Uras, manken şarkıcı Berna Arıcı ve kardeşi Esra Arıcı, fotomodel Gülten Kosavalı, Aylin Poyraz, “Biz Evleniyoruz” programı yarışmacısı Sinem Umaş, Biri Bizi Gözetliyor (BBG) yarışmacısı Hülya Yamanoğlu, manken oyuncu Didem Aksu ve müzik programı sunucusu Özlem Ertem’in aralarında bulunduğu 20 kadın para karşılığında erkeklerle birlikte oldukları gerekçesiyle sorgulanmıştı. Narkotik polisinin geçtiğimiz hafta sokak satıcılarına yönelik düzenlediği uyuşturucu operasyonunda ise şarkıcı Fatih Ürek ve oryantal Leyla Adalı kokain kullandıkları iddiasıyla Emniyet’te ifade vermişlerdi. Polisin eğlence hayatına yönelik düzenlediği operasyonlar geçtiğimiz hafta ile sınırlı değil. Polis daha önce de şarkıcılar Yıldız Tilbe, Atilla Taş, mankenler Ebru Şallı, Gözde Tan, Sevda Demirel, Sinem Üretmen, oryantaller Sibel Gökçe, Leyla Adalı’yı uyuşturucu kullandıkları iddiasıyla birkaç kez gözaltına almıştı. Cerrah: Gözaltına alınanlar TV’ye çıkıp halkı kandırmaya çalışıyor İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Ahlak Büro Amirliği’nin yürüttüğü “Barbie Operasyonu” çerçevesinde gözaltına alınan kadınların bazı televizyon programlarına çıkarak ağladıklarını, vatandaşları kandırmaya çalıştıklarını söyledi. Cerrah, program yapılması için biraz daha beklenmesi gerektiğini belirterek, “Adli sonucun beklenmesinde yarar vardır.” dedi. İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, dünkü basın toplantısında gazetecilerin fuhuş operasyonu ile ilgili sorularını cevapladı. Cerrah, bir soru üzerine, “Bu konuya ismi karışan bayanlar çeşitli televizyon programlarına çıkıyorlar. Ağlayarak vatandaşı kandırma yoluna giriyorlar. Yapılan programlar biraz daha bekleseydi. Adli sonucun beklenmesinde yarar vardır. Halkımız daha sonra karar verecek. Polis yanlı mı hareket etti yoksa birtakım kişiler bazı şeylere karıştı da onun için mi operasyon gerçekleşti?” dedi. Cerrah, operasyon çerçevesinde bazı futbolcuların isimlerinin basına yansıması yönündeki soruya da, “Futbolculardan karışan varsa isimlerini şu aşamada söylemek istemiyorum. Onların hastaneye götürülüp muayene olması söz konusu değildir.” dedi. 06.04.2006 15.06.2006 PERŞEMBEOtobüs firması sahibine uyuşturucu baskını Güneydoğu’da bir turizm firmasının sahipleri olan aileye ‘Şifre’ adlı uyuşturucu operasyonu düzenlendi. Operasyonda seyahat firması sahibi C.H. ile birlikte 15 kişi gözaltına alındı. 4 ilde eşzamanlı yürütülen operasyonda Suriye’ye götürülmek istenen 1 milyon 97 bin adet captagon hap ele geçirildi. Emniyet Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde yürütülen operasyona, şebekenin kendi aralarında polisin bile çözmekte zorlandığı şifreli kelimelerle haberleşmesi sebebiyle ‘Şifre Operasyonu’ adı verildi. Seyahat firması sahibi C.H. ile birlikte oğlu ve yeğenlerini takibe alan polis 6 ay boyunca organizasyonu izledi. Bulgaristan’dan İstanbul’a gelen captagonların Ortadoğu ve Arap ülkelerine sevk edileceğinin belirlenmesi üzerine operasyona başlandı. İstanbul polisi, Çamlıca gişelerinden çıkan 34 AOK 12 plakalı kamyona önceki gece operasyon düzenledi. Kamyonun zulalı bölmelerinde 1 milyon 97 bin adet captagon hap ele geçirildi. Kamyon şoförü M.M.T. gözaltına alındı. İstanbul’un yanı sıra Mersin, Kilis ve Kırklareli’nde de eşzamanlı operasyon gerçekleştirildi. İstanbul’da 4, Kilis’te 7, Mersin’de 3, Kırklareli’nde de bir kişi gözaltına alındı. Yakalanan captagonların sahibi olduğu öne sürülen aynı aileden C.H., R.H., M.H., K.H., H.H., F.H., A.M.H, M.H., N.H., kamyon şoförünün ağabeyi F.G.T, H.D, U.M. ve H.K. gözaltına alındı. Firar eden 2 kişinin yakalanması için operasyon sürüyor. Otobüs ve otel işletmeciliği yapan ailenin fertleri 1998 yılında da otobüs şirketiyle captagon dağıtımı yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Önceki gece yapılan operasyonda yakalanan C.H.’nin cezaevine girip çıktığı ve Susurluk raporunda isminin geçtiği bildirildi. Yakalananlar arasında uyuşturucunun Bulgaristan ayağını yöneten 1 Bulgar vatandaşının da bulunduğu tespit edildi. 15.06.2006 Sedat Güneç Ankara 04.10.2006 ÇARŞAMBA TARİHLİ ZAMAN GAZETESİ ‘Kontrollü teslimat’la uyuşturucuya büyük darbe Emniyet Genel Müdürlüğü'nün uyguladığı yeni bir yöntem uluslararası uyuşturucu kaçakçılığına büyük darbe vurdu. Uyuşturucuyu üreteni, satanı ve satın alanı yakalamak amacıyla geliştirilen ‘kontrollü teslimat' yöntemi, Avrupa ülkeleriyle işbirliği içerisinde yürütülüyor. Alınan bilgilere göre Ekim 2006'ya kadar, Almanya, Hollanda, Bulgaristan, Danimarka, İspanya, Gürcistan, İtalya ve ABD polisi ile kontrollü teslimat operasyonları gerçekleştirildi. Bu sayede bin 218 kilo eroin, 6 kilo 100 gram esrar, 44 kilogram kokain, 10 kilogram afyon, bir milyon 16 bin adet captagon, 129 bin adet ecstasy ele geçirildi. Toplam 5 bin 369 kaçakçılık olayında 11 bin 826 kişi yakalandı. Narkotik dedektifleri artık sadece uyuşturucuyu yakalamakla yetinmiyor. Uyuşturucu maddesini üreten, naklini sağlayan alıcılar da dedektiflerin hedefinde. Dedektifler bu amaçla uyuşturucunun yola çıkmasından başlayıp alıcıya ulaşıncaya kadar her aşamasını yakından izliyor. Alıcıya ulaştığında eşzamanlı operasyonla şebekenin tamamı çökertiliyor. Alıcı yabancı bir ülkede olduğunda uyuşturucu kontrollü bir şekilde yabancı ülke devletlerinin güvenlik birimlerinin işbirliğiyle yurtdışına çıkışına izin veriliyor. Alıcıya ulaştığında operasyon düzenleniyor. Uyuşturucunun kontrollü bir şekilde yurtdışına çıkışına da kontrollü teslimat deniliyor. Kontrollü teslimat yöntemi polisin uluslararası uyuşturucu tacirlerine büyük darbe indirmesine sebep oldu. 2005 yılında gerçekleştirilen kontrollü teslimat operasyonlarında, Hollanda, Almanya, İspanya, Bulgaristan, Lübnan, Suudi Arabistan ve ABD ülkelerinin polislerinin de işbirliğiyle, 547 kilo 659 gram eroin, 263 kilogram esrar, 50 kilogram amfetamin, 300 bin adet captagon ve 139 bin 888 adet ecstasy yakalandı. 2005’te narkotik dedektifleri toplam 5 bin 714 uyuşturucu madde kaçakçılığı operasyonu gerçekleştirdi. Bu operasyonlarda, 11 bin 979 kişi yakalandı. 2006’nın Ekim ayına kadar ise Almanya, Hollanda, Bulgaristan, Danimarka, İspanya, Gürcistan, İtalya ve ABD güvenlik birimleri ile gerçekleştirilen yakın işbirliği sonucu, bu ülkelerde bin 218 kilo eroin, 6 kilo 100 gram esrar, 44 kilogram kokain, 10 kilogram afyon, bir milyon 16 bin adet captagon, 129 bin adet ecstasy ele geçirildi. 2006 Ekim ayına kadar, narkotik polisi toplam 5 bin 369 uyuşturucu madde kaçakçılığı olayında 11 bin 826 kişiyi tahkikat konusu etti. Narkotik polisinin, özellikle okul çevrelerinde faaliyet gösteren sokak satıcılarına karşı mücadelesinde de büyük başarı sağlandı. Sokak satıcılarına yönelik operasyonlarda, 2005 yılında on ilde gerçekleştirilen 38 operasyonda, 448 zanlı yakalandı. Operasyonlarda, 9 gram eroin, 91,5 kg esrar, 67 kg kokain, 219 bin 391 ecstasy hap ele geçirildi. Ülke içi uyuşturucu şebekelerine yönelik mücadelede 2006’nın Ekim ayı başına kadar, 45 ilde gerçekleştirilen 154 projeli operasyonda, bin 596’sı erkek 137’si bayan bin 733 kişi yakalandı. Bu kişilerle birlikte 22 kg eroin, 5 kg kokain, 598 kg esrar, 5 kg afyon, 903 bin ecstasy hap, 30 bin 733 adet captagon ele geçirildi. 04.10.2006 Sedat Güneç Alkole başlama yaşı 11'e düştüTürkiye'de alkol kullanımı her geçen gün artıyor. Yeşilay'ın hazırladığı 2006 Zararlı Alışkanlıklar Raporu'na göre, içkiye başlama yaşı 11'e düştü. 1930'lu yıllarda kişi başına 1 litre alkol tüketilirken günümüzde bu rakam 20 litreye fırladı. Bu durum halk sağlığı açısından büyük risk oluşturuyor. Zira, insan vücuduna zarar veren kötü alışkanlıkların başında alkol geliyor. Beyin fonksiyonlarını yavaşlatan içki, mide ve karaciğer kanserine yol açıyor. Damarları sertleştirerek kalp krizi ve felç riskini artırıyor. Cinsel açıdan da çeşitli sorunlara yol açıyor. İçki, anne karnındaki bebekleri bile olumsuz etkiliyor. Yapılan araştırmalar, annesi alkol kullanan bebeklerin yüzde 46'sında hormonal ve cinsel işlev bozukluğu, yüzde 41'inde duyma kaybı, yüzde 33'ünde ortopedik arıza, yüzde 29'unda kalp sorunları ve yüzde 25'inde görme kusuru yaşandığını ortaya koyuyor. Yeşilay'ın raporu, içkinin sürekli artan aile facialarındaki rolünü de ortaya koyuyor. Buna göre boşanmaların ve kadın dövme olaylarının yüzde 70'i eşlerden birinin alkolik olmasından kaynaklanıyor. İntihara teşebbüs edenlerin yüzde 90'ı, cinayet işleyenlerin yüzde 85'i, hırsızlık yapanların yüzde 71'i ve tecavüz olaylarına karışanların yüzde 50'si alkol bağımlısı. Alkol kullanmak dinî açıdan ise kesinlikle yasak. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem, Kur'an-ı Kerim'de içkinin açıkça haram kılındığını vurguluyor. Yeprem, bir damla içkiyle bir şişe arasında haram olması bakımından hiçbir fark bulunmadığını kaydediyor. Memorial Hastanesi'nden Dahiliye Uzmanı Dr. Serap Bos, olumsuz etkinin ilk kez içki içenlerde bile ortaya çıktığını kaydederken, "Alkol, mide ve bağırsak yoluyla emildikten sonra dakikalar içinde tüm vücuda hızla yayılıyor. Şuurda değişiklik, bulantı, kusma, açlık ve aşırı susama gibi belirtiler görülüyor." diyor. Alkolün yavaş yavaş beyin hücrelerini öldürdüğünü anlatan Dr. Bos, alkolün en çok karaciğeri tahrip ettiğine dikkat çekerken, "Karaciğer yağlanması ve pankreas iltihabı meydana geliyor. Uzun süreli kullanımda siroz ve karaciğer kanseri ortaya çıkıyor. Gırtlak, mide ve meme kanserlerine yakalanma riskini de önemli ölçüde artırıyor." açıklamasında bulunuyor. Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Klinik Şefi Prof. Dr. Fahri Ovalı, annenin içtiği bir gram alkolün bile anne karnındaki bebeğe zarar verdiğini söylüyor. Alkolün erken ve düşük kilolu doğum gibi sorunlara da yol açtığını kaydeden Ovalı şunları ifade ediyor: "Alkol alan annelerin bebeklerinde 'fetal alkol sendromu' denilen bir rahatsızlığa rastlanıyor. Bu hastalık, bebeğin yüzünde, kulaklarında ve gözlerinde kalıcı görünüm bozukluklarına yol açıyor." İsveç Krolinski Enstitüsü'nün yaptığı bir araştırmaya göre 3 bardak bira içen kişilerde görüş kabiliyeti yüzde 32 azalıyor. 1 bardak içki ise görüş açısını 20 derece daraltıyor. Kanında bir gram alkol bulunan kişilerde kaza yapma riski normal kişilere oranla 6 kat artıyor. Kandaki alkol miktarı 1,5 grama çıktığında kaza riski 24 kata, 2 gramda ise 60 kata yükseliyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre 2005 yılında Avrupa kıtasında alkole bağlı kazalar ve hastalıklar nedeniyle 600 bin kişi hayatını kaybetti. Türkiye Yeşilay Cemiyeti'nin hazırladığı 2006 Yılı Zararlı Alışkanlıklar Raporu'nda alkolün toplumsal hayata verdiği zararlar ortaya konuluyor. Raporda Sağlık Bakanlığı ve Yeşilay'ın yaptığı araştırmalara göre Türkiye'de alkole başlama yaşının 11'e düştüğü belirtiliyor. 1930 yılında kişi başına 1 litre alkollü içki tüketiminin günümüzde 20 litreye çıktığına dikkat çekiliyor. Alkol, trafik kazalarının birinci sebebi Yeşilay'ın raporunda Türkiye'deki trafik kazalarının yüzde 65'inin alkollü sürücülerin hatalarından kaynaklandığı vurgulanıyor. Ayrıca alkolün, sürekli artan aile facialarındaki rolü de çarpıcı şekilde veriliyor. Buna göre boşanmaların ve kadın dövme olaylarının yüzde 70'i eşlerden birinin alkolik olmasından kaynaklanıyor. Öte yandan intihara teşebbüs edenlerin yüzde 90'ı, cinayet işleyenlerin yüzde 85'i, hırsızlık yapanların yüzde 71'i, akıl hastalarının yüzde 60'ı ve tecavüz olaylarına karışanların yüzde 50'si alkol bağımlısı. Yeşilay Başkanı Mustafa Necati Özfatura, alkolün aile facialarının temel sebeplerinden biri olduğunu belirtiyor. Sürekli kullanılan alkolün bir süre sonra aile hayatını yok ettiğini vurgulayan Özfatura, "Alkol bağımlıları trafikte kaza yapıyor, evde eşini dövüyor, tüm servetini içkiye harcıyor." diyor. İçki, medeniyetin sembolü değil Özfatura, alkol tüketimindeki artışı medyanın körüklediği inancında. Televizyon dizilerinde ve filmlerde neredeyse tüm oyuncuların içki içerken gösterildiğine dikkat çeken Özfatura, "İçki, sanki medeni olmanın, Batılı olmanın gereği gibi sunuluyor. Bundan da en fazla gençler ve çocuklar etkileniyor." şeklinde konuşuyor. Özfatura, televizyonda, sigarada olduğu gibi içki görüntülerinin de yasaklanmasını istiyor. Ayrıca içki şişelerine alkolün neden olduğu hastalıkların yazılması gerektiğini vurguluyor. İçki üreten şirketlerin çeşitli yollarla yoğun şekilde reklam yaptığına dikkat çeken Özfatura, sözlerine şöyle devam ediyor: "Gazete sayfaları rakı reklamlarıyla dolu. Öte yandan içki firmaları okulların mezuniyet törenlerinde ve konserlerde ücretsiz bira dağıtıyor. Buralarda birayla tanışan gençler ileride alkol bağımlısı haline geliyor." Yeşilay Başkanı Özfatura, ailelere çocuklarını içkiden korumak için şu önerilerde bulunuyor: "Öncelikle anne-baba çocuğuna bizzat iyi örnek olmalı. Ayrıca çocuğunun dertleriyle, sıkıntılarıyla yakından ilgilenmeli. Okulda ve başka yerlerde kimlerle gezdiğini, arkadaşlarını da takip etmeli." Diyanet: İçkinin azı da, çoğu da haram Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. M. Saim Yeprem, Kur'an-ı Kerim'de içkinin açıkça haram kılındığını hatırlatıyor. Maide Suresi'nde içkinin fal oklarıyla birlikte şeytan işi olarak adlandırıldığını ve müminlere yasaklandığını kaydediyor. İçkinin haram kılınmasının sadece sağlığa ve toplum hayatına verdiği zararlarla değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Yeprem, "İçki, insana hiçbir zarar vermese bile Allah tarafından yasaklandığı için haramdır. Başka sebep aramaya da gerek yok." diye konuşuyor. Yeprem, alkollü içkinin bir damlasıyla bir şişesi arasında da haram olması bakımından hiçbir fark olmadığını sözlerine ekliyor. Beyin fonksiyonlarını yavaşlatıyor. 22.12.2006 Tarihli Zaman Gazetesi Eroin davasında hakimin feryadı: Evladına zamanında sahip çıksaydın İstanbul Eyüp Adliyesi'nde dün ibretlik bir olay yaşandı. Eroinden ölen lise öğrencisinin babası, kızıyla birlikte uyuşturucu kullanan gence yumruk attı. "Evladına vaktinde niye sahip çıkmadın?" diyen hakim, babanın koluna kelepçeyi vurdu. Lise öğrencisi Melis Akpınar, temmuz ayında aşırı dozda uyuşturucu kullanmaktan hayatını kaybetmişti. Genç kızın ayrı yaşayan anne ve babası, Melis'in tabutuna sarılarak gözyaşı dökmüştü. Uyuşturucudan ölen Melis Akpınar (Küçük resim) Uyuşturucu komasında hayatını kaybeden lise öğrencisi Melis Akpınar'ın (16) davası, çocuklarını ihmal eden ailelerin yaşadığı pişmanlığı gözler önüne serdi. Boşanmış bir ailenin çocuğu olan Melis'in anne ve babası, mahkemede anlatılanlar karşısında dehşete kapıldı. Baba Remzi Akpınar, Melis'in uyuşturucuyu nerede ve nasıl kullandığını detaylarıyla anlatan sanık Ömer Can Yıldırım'a yumruk attı. Bunun üzerine Akpınar'ı azarlayan hakim, "Kızına zamanında sahip çıkman gerekiyordu. O zaman ilgilenmedin, şimdi mahkeme salonunda adalet arıyorsun." dedi. Ardından da babanın koluna kelepçeyi vurdu. Hakim, Melis'in annesi Melek Öztürk'e de sitem etti: "Kızınız bir gün boyunca eve gelmemiş. Hiç merak etmedin mi? Neden polisi aramadın? O güne kadar çocuğun uyuşturucu kullandığını anlamadın mı?" Anne ve babası 12 yıl önce boşanan Melis, üvey babasıyla birlikte yaşıyordu. Temmuz ayında Taksim'deki Raj Bar'da arkadaşlarıyla birlikte uyuşturucu kullandıktan sonra kötüleşmiş, ertesi gün de ölmüştü. Melis'in davasında uyuşturucu kullanmaktan yargılanan Mehmet Alp Agalday (26) ve Ömer Can Yıldırım'ın (22) anne ve babası da ayrı yaşıyor. Yıldırım'ın annesi Yasemin Yıldırım, oğlu gözaltına alındığında önemli bir tespitte bulunmuştu: "Anne ile baba boşandığı zaman sadece birbirlerini boşamıyorlar, çocuklarını da boşamış oluyorlar." 42 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Agalday ile Yıldırım, ifadelerinde uyuşturucu kullandıklarını kabul etti. Sanıklar Melis'in öldüğü gün yaşananları soğukkanlılıkla anlattı. 13 yaşından beri uyuşturucu kullanan ve bir süre AMATEM'de tedavi gören Agalday, olay tarihinde aşırı eroin alarak kötüleşen Melis'e, iyi geleceğini düşündüğü için tuzlu su enjekte ettiğini, soğuk duş aldırdığını kaydetti. Hakimin 'uyuşturucuyu nereden bulduklarını' sorması üzerine Agalday, "Uyuşturucu veren insanlar değişiyor. İstanbul'da belli sokaklara gidince zaten şahıslar kendileri çağırıp veriyor. Ben kendim satış yapmıyorum." dedi. Siirt'te müteahhitlik yapan ve 42 yıla kadar hapsi istenen sanık Hızır Akınay, Melis'e uyuşturucu verdiği ve daha sonra kötüleştiği halde hastaneye götürmeyerek ölümüne göz yumduğu iddialarını reddetti. Sanık Yıldırım ise Akınay'ın Taksim'de bir barda Melis'e iki paket eroin verdiğini anlattı. Kendisinin de 1998-2003 yılları arasında uyuşturucu kullandığını; ancak daha sonra tedavi görmeye başladığını aktaran sanık Yıldırım, Melis'in öldüğü tarihte bir defaya mahsus tekrar eroin aldığını iddia etti. Yıldırım, uyuşturucu tedavisinde yanlış ilaç verilmesinden dolayı konuşma zorluğu yaşadığını, bu yüzden polis ve savcılık ifadelerinde yanlışlıklar bulunduğunu bildirdi. Yıldırım'ın Melis'le beraber uyuşturucu kullanmalarını anlattığı sırada müşteki baba Remzi Akpınar, sanığa yumruk attı. Bunun üzerine duruşma salonundan çıkarılan baba, tekrar içeriye alındığında elleri kelepçelendi. Melis'in beraber uyuşturucuya başladığı arkadaşı ve aynı zamanda uyuşturucu kullanmaktan çocuk mahkemesinde yargılanan 17 yaşındaki E.U. tanık olarak dinlendi. Melis'le Taksim'de tanıştıklarını aktaran E.U., merak ettikleri için eroin almaya başladıklarını dile getirdi. Hakimin "Uyuşturucu kullanmayı nasıl öğrendiniz?" sorusuna E.U., "Bütün kitaplarda yazıyor." diye cevap verdi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Başka kitap okuyamadınız mı?" diye azarladı. E.U., mahkeme başkanının 'Uyuşturucuyu nereden buluyordunuz?' diye sorması üzerine, "Tarlabaşı'nda aracılardan 20-25 YTL'ye eroin alıyorduk. Sonra kitaplardan öğrendiğimiz şekilde burnumuzdan çekiyorduk. Böyle dört defa denedik. Ben her defasında kustum, ama Melis kusmadı." diye konuştu. 'Kızımın eroin kullandığını bilmiyordum' Anne Öztürk, kızının kötü arkadaş kurbanı olduğunu ileri sürdü. Kızının eroin kullandığından haberi olmadığını aktaran anne, sanıklardan şikayetçi oldu. Hakimin, "Kızını niye aramadın, neden polise haber vermedin?" diye sorması üzerine anne Öztürk, polisi aramaya gerek görmediğini belirtti. Duruşma hakimi, baba Remzi Akpınar'a (42), "Bu kız senin, zamanında sahip çıkman gerekmiyor muydu?" diye tepki gösterdi. Melis'in annesiyle ayrı olduğunu söyleyen baba, olaydan iki gün önce kızıyla beraber olduğunu; ancak uyuşturucu kullandığına dair belirti görmediğini kaydetti. 6 tanığın dinlendiği duruşmada, mahkeme heyeti, anne ve babanın davaya müdahilliğine karar verdi. Sanık Akınay'ın tutukluluk halinin devamına hükmeden heyet, Mehmet Alp Agalday'ı tahliye etti. Duruşma, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi, diğer tanıkların dinlenmesi için ertelendi. Sanıklar hakkında düzenlenen iddianamede, kendileri de eroin alan Murat Hızır Akınay ve Mehmet Alp Agalday hakkında, "öngörülebilir kasıtla adam öldürmek" suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis, "uyuşturucu madde ticareti yapmak" suçundan 5 yıldan 15 yıla kadar hapis, "kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek ve bulundurmak" suçundan da 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları istendi. İddianamede tutuksuz sanık Ömer Can Yıldız hakkında ise aynı suçtan 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezası talep edildi.Büşra Erdem 22/12/2006 25.12.2006 Tarihli Zaman Gazetesi
15 yaşındaki liseli 2,5 kilo esrarla yakalandı İzmir'de, 15 yaşındaki lise öğrencisi H.P., yaklaşık 2.5 kilogram esrar maddesiyle birlikte yakalandı.Konak ilçesi Yenişehir semtinde görev yapan sivil Huzur Timleri, durumundan şüphelendikleri H.P.'yi gözaltına aldı. H.P.'nin üstünden yaklaşık 2.5 kilogram esrar maddesi çıktı. H.P.'nin polise verdiği ilk bilgilerde, esrar maddesini kendisine V.S. (32) adlı kişinin verdiğini belirtildi. Bunun üzerine uyuşturucu suçundan sabıkalı olduğu öğrenilen V.S.'nin evine baskın yapan polis şahsı evde bulmazken yapılan aramalarda evde 1 kilogram 250 gram esrar maddesi ele geçirdi. H.P.'nin, İzmir'deki bir lisenin 1. sınıfında eğitim gördüğü öğrenildi. 25/12/2006 Uyuşturucu kullanan gençleri polise aileleri teslim etti İstanbul Narkotik ekiplerinin uyuşturucu kullandıkları gerekçesiyle gözaltına aldığı 53 gençten bir kısmının aileleri tarafından polise teslim edildiği ortaya çıktı. Aralarında birçok ünlü sanatçı ve işadamının çocuğunun da bulunduğu gençlerin hepsinin esrar kullandığı belirtildi. Narkotik yetkilileri, gençlerin ailelerini uyararak çocuklarına sahip çıkmalarını istedi. İstanbul polisi, sokakta uyuşturucu satan 5 kişiyi 6 ay boyunca izledikten sonra geniş çaplı bir operasyon başlatmıştı. Zanlılar arasında şarkıcı Nükhet Duru'nun oğlu C.M., Emel Müftüoğlu'nun kızı Ç.M., sinema oyuncusu B.U., bir holdingde pazarlama müdürlüğü yapan Z.G., tersanecilik yapan bir işadamının oğlu E.S. ile birlikte Boğaziçi ve Galatasaray üniversitelerinden çok sayıda öğrenci bulunuyordu. Önceki gün mahkemeye çıkarılan 5 uyuşturucu satıcısı tutuklanırken, kullanıcı olduğu kaydedilen 53 kişi serbest bırakılmıştı. Narkotik Şube Müdürlüğü ekiplerinin, 6 aylık telefon dinlemesi sırasında, uyuşturucu satıcıları ile en az 3 defa temas kuran ve uyuşturucu siparişi veren kişilerin gözaltına alındığı öğrenildi. Bu rakamın altında sipariş verenler için gözaltı işlemi yapılmadı. Operasyonlar sırasında bulunamayan bir vakıf üniversitesinde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. C.T.'nin oğlu A.T.'nin de içinde olduğu 7 genç ise aileleri tarafından polise teslim edildi. Narkotik Şube Müdürlüğü'ndeki yetkililer, aileleri uyuşturucu konusunda bilgilendirerek çocuklarına sahip çıkmalarını istedi. Şarkıcı Emel Müftüoğlu'nun kızını almaya gelen polislerle birlikte Emniyet'e geldiği öğrenildi. Müftüoğlu, kızı adliyeye çıkarılana kadar emniyet müdürlüğünün karşısındaki büfede bekledi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde uyuşturucu kullandıkları iddiasıyla sorgulanan gençlerin, ifadelerinde arkadaş çevresi, özenti ve deneme mahiyetli uyuşturucu kullandıklarını söyledikleri bildirildi. Zehir tacirleri BMW'ye biniyor Polis, 6 aylık takibi sonunda uyuşturucu satıcılarının çalışma yöntemlerini ve bu yolla kazandıkları paralar konusunda önemli bilgilere ulaştı. Ünlülerin çocukları başta olmak üzere, özellikle üniversiteli gençlere uyuşturucu satan bu kişilerin profili şöyle: Beyoğlu Hacı Ahmet Mahallesi'nde oturuyorlar. Uyuşturucu satıcılarından İbrahim Y. ile Nazmi Ş. 4'er kez, Nevrin K. ise 7 kez hırsızlıktan yakalanarak tutuklanmış. Uyuşturucu dağıtımında Mercedes veya BMW marka araçlar kullanıyorlar. İstanbul'da Caddebostan, Ataköy ve Ulus'ta faaliyet gösteriyorlar. Müşterilerini referansları olmadan kabul etmiyorlar. Uyuşturucuları telefon siparişi üzerine adrese teslim ediyorlar. Ufuk Köroğlu 25/12/2006 29.12.2006 Tarihli Zaman Gazetesi Uyuşturucu raporu Meclis'i sarstıSigara, alkol ve uyuşturucu kullanımının hızla artması halk sağlığını ve toplumun geleceğini tehdit ediyor. Okullardaki şiddeti araştırmak üzere Meclis'te kurulan komisyon, elde ettiği bilgiler karşısında şaşkına döndü.Yeşilay'ın Meclis'e sunduğu rapora göre, Türkiye'de son 3 yılda 8,5 ton uyuşturucu yakalandı. Emniyet Genel Müdürlüğü son beş yılda 20 milyon sentetik hap ele geçirdi.Yeşilay'ın 40 ilde yaptığı anket çalışmasına göre, sigara kullanma yaşı 10'a, alkole başlama yaşı 11'e, uyuşturucuyla tanışma yaşı ise 12'ye indi. 9-17 yaş arasındaki öğrencilerin yüzde 16'sı sigara içiyor. Bu öğrencilerin yüzde 11'i alkol, yüzde 2.9'u uyuşturucu kullanıyor. Ecstasy, köşe başlarında satılır hale geldi. İstanbul'daki liselerde ecstasy kullanımı son 3 yıla göre yüzde 300 arttı. Eroin tuzağına düşen öğrenci sayısındaki artış da yüzde 100 olarak belirlendi. Parlamento'ya ulaşan dikkat çekici bir bilgi de öğretmenlerle ilgili. İzmir'de görev yapan eğitimcilerin yüzde 70'i haraç, gasp ve uyuşturucu çetelerinin kıskacı altında. Darp ve tehdit olayları giderek artıyor. Öğretmenlerin yüzde 72'si okul çevresinde uyuşturucu satıldığına işaret ediyor. İktidar ve muhalefet, okullarda yaşanan şiddet olaylarının araştırılması için örnek bir işbirliğine imza attı. AK Parti, CHP ve Anavatan gruplarının önergeleri ile kurulan Meclis komisyonu, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Sosyal Hizmetler ve Çocukları Esirgeme Kurumu, UNICEF ve Yeşilay temsilcilerini dinledi. Komisyona sunulan raporlar, öğrencilerin karşılaştıkları tehlikeleri gözler önüne serdi. Zehir tacirleri, öğrencilere yönelmiş durumda. Uyuşturucu, sigara ve alkol kullanımı ilköğretim çağındaki çocuklar arasında yaygınlaşıyor. Alkol tüketimi konusunda önceki gün Meclis Genel Kurulu'nda konuşan AK Parti Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya, 2005 yılı resmî kayıtlarına göre Türkiye'de 903 milyon litre alkollü içki tüketildiğini vurguladı. Uzunkaya, olayın boyutunu şu örnekle anlattı: "Her bir tankerin 25 bin litre içki taşıdığını düşünürseniz, tam 36.156 TIR dolusu alkol... Bir TIR'ın uzunluğu 18 metre olduğuna göre, 650 kilometre peş peşe dizilmiş alkol konvoyu... Yani, Ankara'dan Edirne'ye veya Samsun'dan İstanbul'a uzanacak boyutta TIR filosunun taşıdığı alkolü ülke olarak tüketmişiz. Artık bu duruma 'dur' demenin zamanı geldi." AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara'nın başkanlığını yaptığı komisyon, 81 il valisine gönderdiği yazıda öğrenci ve velilere yönelik yapılmış çalışmaları istedi. Komisyon, bayram sonrasında Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ve Kültür Bakanı Atilla Koç'un da aralarında bulunduğu birçok kişiyi dinleyecek. 'Eyvah' demeden tedbir almalıyız Komisyon Başkanı Halide İncekara, ortaya çıkan tablonun "panik" havası doğurmamasının önemine işaret etti. Suçu başka kurumlara atmanın çözüme katkı sağlamadığını vurgulayan İncekara, "Bu sonuçlar önümüzü ve geleceğimizi karartmamalı. Eyvah demeden önce tedbirleri almalıyız." dedi. Nasıl tedbir alacağını bilmeyen vatandaşlara yardımcı olunacağını belirten İncekara, bunun için kurulan "Alo 183" bilgi hattının işler hale getirileceğini kaydetti. Okullar için başlatılan "eylem planı"nı da hatırlatan İncekara, bu konuda medyaya büyük görevler düştüğünü hatırlattı. Basının gençler üzerindeki etkisine işaret eden İncekara, "Spikerin normal bir haberi okurkenki ses tonu bile gençleri etkiliyor. Reyting artıyor belki; ama gençlik kayboluyor." şeklinde konuştu. ALKOL TÜKETİMİ HER YIL ARTIYOR 08.01.2007 Tarihli Zaman Gazetesi Televizyonlara sigara ikazı: Zehiri özendirmeyin Sağlık Bakanlığı, sigara kullanımını önlemek amacıyla yeni bir adım attı. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile TRT'ye uyarı yazısı gönderen bakanlık, film ve dizilerde rol gereği bile olsa, sigarayı özendirici sahnelerin kullanılmamasını istedi.Türkiye'de her yıl yaklaşık 100 bin kişinin sigaraya bağlı sebeplerle hayatını kaybettiğine dikkat çeken bakanlık, insanları zehirden korumak amacıyla medya kuruluşlarına ortak hareket etmeyi önerdi. Sigara, yaygın kullanım sebebiyle önemli bir halk sağlığı problemi haline geldi. Tütün tüketiminde Avrupa üçüncüsü olan Türkiye, dünya genelinde ise yedinci sırada bulunuyor. Kişisel ve toplumsal zararları bilimsel olarak da ispatlanan sigaraya karşı bütün ülkelerin çeşitli tedbirler aldığına işaret eden Sağlık Bakanlığı, konuyla ilgili uyarıcı ve eğitici yayınlara ağırlık verilmesini talep ediyor. "Ülkemizde 7/11/1996 tarihli ve 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun, toplumsal sağlığımıza yönelik bu tehdidin ortadan kaldırılmasına yönelik önlemleri öngörmektedir. Ancak bu kanun hükümleri de ilgili alanda uygulama açısından yeterli olmamaktadır." denilen yazıda, bu nedenle Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin TBMM gündeminde olduğu anımsatıldı. Yazıda, söz konusu yasa teklifiyle TRT ve diğer ulusal, bölgesel, yerel yayın yapan özel televizyon ve radyoların tütün ürünleri alışkanlığının zararları konusunda uyarıcı ve eğitici içerikli yayınların esasları ve sürelerinin yeniden belirlendiği kaydedildi. Bu yayınların hazırlık çalışmalarına önceden başlanması amacıyla Sağlık Bakanlığı ve TRT işbirliğinde bir çalışma grubu oluşturulmasının planlandığı duyuruldu. Ankara, Anka 08/01/2007 12.01.2007 Tarihli zaman gazetesi Okulumun önünde uyuşturucu satıyorlar, kimse engel olmuyor İstanbul Avcılar'daki endüstri meslek lisesinin müdürü, okulun önünde çocuklara uyuşturucu satıldığını belirterek feryat ediyor: Odamın camından her şeyi görüyorum, okulun çevresini işgal etmiş durumdalar. Kimse buna engel olamıyor, ben ne yapayım?Sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımı Türkiye'nin en önemli problemlerinden biri haline geldi. Zehir tacirleri, okul kapılarında öğrencileri tuzağa düşürmeye çalışıyor. Bütün çabalarına rağmen satıcıları engelleyemeyen okul yöneticileri çaresiz durumda. İstanbul'daki Avcılar Endüstri Meslek Lisesi'nin müdürü, yaşadıklarına isyan ediyor. Odasının camından hemen her gün öğrencilerle satıcıların uyuşturucu pazarlığına şahit olan Osman Nuri Süzen, emniyeti ve belediyeyi aramasına rağmen sonuç alamamış. "Gelip arama yaptılar; ama bir şey bulamadılar. Seyyar satıcılar hâlâ okul çevresini işgal etmiş vaziyette. Kimse buna engel olamıyor, ben nasıl engelleyeyim?" sözleriyle çaresizliğini dile getiriyor. İstanbul'un en büyük ilçelerinden Avcılar'da, endüstri meslek lisesi, İnsa Lisesi ve Abdulkadir Uztürk İlköğretim Okulu yan yana. Yaklaşık 7 bin öğrencinin bulunduğu eğitim kampüsünün etrafı seyyar satıcılarla çevrilmiş durumda. Öğrencilere uyuşturucu madde verildiğini okul yöneticileri de görüyor. Avcılar Endüstri Meslek Lisesi'nin Müdürü Osman Nuri Süzen, 3 kez belediyeye başvurarak seyyar satıcılar konusunda tedbir alınmasını istemiş. Ancak bugüne kadar somut bir gelişme kaydedilememiş. Emniyet de, "Ancak bir asayiş hadisesi olursa müdahale edebiliriz." karşılığını vermiş. Öğrencilere uyuşturucu madde satıldığına okul yöneticileri de şahit oluyor. Seyyar satıcı ile öğrencilerin pazarlığını gören okul müdürü Osman Nuri Süzen, seyyar satıcılar konusunda Avcılar Belediyesi'nden 3 kez önlem almasını istedi. Ancak bugüne kadar kimse seyyar satıcılara engel olamadı. Müdür Osman Nuri Süzen şöyle konuşuyor: "Bir gün seyyar satıcı ile öğrencilerin uyuşturucu madde alışverişini camdan gördüm. Dehşete kapıldım. Emniyeti aradım. Gelip incelediler; ama bir şey bulamadılar. Emniyetten seyyar satıcılar konusunda duyarlı olmalarını istedim. Bana sadece asayişlik bir olay olursa müdahale edebileceklerini, seyyar satıcıları kaldırma yetkilerinin olmadığını ifade ettiler. Büyükşehir Belediyesi ile konuştum. Bu konuda yetkinin ilçe belediyesinde olduğunu belirttiler. Bunun üzerine ilçe milli eğitim müdürlüğü aracılığı ile 3 kez seyyar satıcıların okul çevresinden uzaklaştırılmasını istedim. Seyyar satıcılar hâlâ okul çevresini işgal etmiş vaziyette. Kimse buna engel olamıyor, ben nasıl engelleyeyim?" Okul çevresinde başta sigara olmak üzere, bağımlılık yapan uyuşturucu maddeler, porno CD'ler satıldığını ifade eden öğrenci velileri, belediye başkanlığına verilmek üzere 600 imza topladı. Bu konuda önlem alınmasını talep eden veliler, çocuklarını okula göndermekten endişe duyduklarını dile getirdi. Avcılar Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürü Celal Demir ise okul çevrelerindeki seyyar satıcılara sürekli operasyonlar düzenlediklerini belirterek şunları söyledi: "Adamı yakalıyoruz; ama yine geliyor. Bakıyorsun 10 dakika sonra başka birisi ile satışa başlamış. Bunu önlemek mümkün değil. Seyyar satıcıların hepsi böyle. Bu adamlar çete halinde çalışıyor." 3 yılda 8,5 ton uyuşturucu yakalandı Okullardaki şiddeti araştırmak üzere Meclis'te kurulan komisyona Yeşilay'ın verdiği rapora göre öğretmenlerin yüzde 72'si okul çevresinde uyuşturucu satıldığına işaret ediyor. Rapora göre, Türkiye'de son 3 yılda 8,5 ton uyuşturucu yakalandı. Emniyet Genel Müdürlüğü son beş yılda 20 milyon sentetik hap ele geçirdi. Yeşilay'ın 40 ilde yaptığı anket çalışmasına göre, sigara kullanma yaşı 10'a, alkole başlama yaşı 11'e, uyuşturucuyla tanışma yaşı ise 12'ye indi. 9-17 yaş arasındaki öğrencilerin yüzde 16'sı sigara içiyor. Bu öğrencilerin yüzde 11'i alkol, yüzde 2,9'u uyuşturucu kullanıyor. 12/01/2007 14 Ocak 2007 tarihli Zaman gazetesi Uyuşturucu sattıran babasını ihbar ettiBursa'da, mahallelerinde uyuşturucu operasyonu düzenleyen polislerin yanına giderek babasının kendisine zorla uyuşturucu sattırdığı ihbarında bulunan ve cebinde bulunan uyuştucuları polise veren 10 yaşındaki N.D, okumak istediğini, doktor olup insanlara faydalı olmak istidiğini söyledi.Edinilen bilgiye göre, önceki gün Kamberler mahallesi'nde uyuşturucu operasyonu yapan güvenlik güçleri, yanlarına gelen 10 yaşındaki N.D, "Babam bana zorla uyuşturucu sattırıyor, ben insanları zehirlemek istemiyorum, okula gitmek istiyorum" diyerek cebinden çıkardığı uyuşturucu hapları polislere verdi. Babasının kendisini okuldan aldığını ve zorla uyuşturucu sattırdığını Elmasbahçeler İlköğretim Okulu 4. Sınıf öğrencisi N.D'nin polislere, "İnsanları zehirlemek istemiyorum, ben okumak istiyorum. Uyuşturucu satmadığımda babam beni dövüyor. Ne olur onu gözaltına alın." dediği belirtildi. Küçük kızı karakola götürerek ifadesini alan güvenlik güçleri, 10 yaşındaki kızın ihbarı üzerine baba Mustafa D'yi kısa sürede aşırı alköllü olduğu halde gözaltına alındı. Polis, N.D'yi ise Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne bağlı Sırameşeler Rüştü Burlu Çocuk Yetiştirme Yurduna teslim etti. Yurtta yeni arkadaşlıklar edinen ve mutlu olduğunu söyleyen 10 yaşındaki N.D yaşadıklarını şöyle anlattı: "Babam bir gün eve geldiğinde elinde uyuşturucu haplar vardı. Bana 'bunları okul çıkışında tanesi 5 YTL'den sat' dedi. Ben de 'bunları satamam. Ben insanları zehirlemek istemiyorum.' dedim. Bunun üzerine beni dövdü. Bir kaç tane uyuşturucu hap alarak evden ayrıldı ve 'Bunları sat diye' bağırdı. O gittikten sonra bir saat evde bekledim. Gelmeyince, bizim mahallede polisleri gördüm. Anneannemlere gitmişlerdi polisler. Ben de yanlarına giderek, cebimdeki hapları verdim ve babamı ihbar ettim. Babamın bana zorla uyuşturucu sattırdığını, okula gitmeme izin vermediğini ve beni dövdüğünü anlattım. Bana, ilgileneceklerini söylediler ve beni karakola götürerek ifademi aldılar. Daha sonra babamı da yakalayıp onun da ifadesini aldılar." Yurda yerleştirildiği için mutlu olduğunu, ancak annesinin kendisini alacağı günü beklediğini belirten N.D, "Burada arkadaşlarım çok iyi. Burda mutluyum ama okumak istiyorum. Annem beni aldığında okuluma kaldığım yerden devam edeceğim ve doktor olacağım. Uyuşturucu satarak insanları zehirlemek istemiyorum." dedi. Okulda uyuşturucu satışında zabıta ile polis birbirini suçluyorSeyyar satıcıların okul çevresinde uyuşturucu satmasının yankıları sürüyor. Avcılar Endüstri Meslek Lisesi Müdürü Osman Nuri Süzen'in veli toplantısında, 'Okulumun önünde uyuşturucu satıyorlar, kimse engel olmuyor.' şeklindeki açıklamalarına veli ve öğrenciler destek verirken, zabıta ve emniyet yetkilileri ihmal konusunda birbirlerini suçladı.İsminin açıklanmasını istemeyen bir emniyet yetkilisi, okul çevresindeki seyyar satıcıların kalkması için 2006 yılında 26 kez uygulama yaptıklarını belirterek, "Biz seyyar satıcıları toplayıp zabıtaya teslim ediyoruz. Zabıta bazen Kabahatler Kanunu'na göre bir miktar para cezası kesiyor, sonra mallarıyla birlikte adamı bırakıyor. Adam 10 dakika sonra yine aynı yerde satışa başlıyor." dedi. Okul çocuklarına uyuşturucu satıldığını doğrulayan emniyet yetkilisi şöyle konuşuyor: "Okul çocuklarına uyuşturucu satılıyor mu, derseniz, evet satılıyor. Berberde, marangozda bile satılıyor. Biz neredeyse her gün okulun dağılım saatlerinde uygulama yapıyoruz. Okulun içindeki çocuk gidip sokaktan bir yerde hap, uyuşturucu alıp, onu götürüp okulda kullanıyorsa polise de bu ihbar edilmiyorsa biz nereden bilebiliriz?" Okul çevresindeki seyyar satıcı konusunu belediye zabıtasının istediği zaman çözebileceğini ifade eden yetkili, bu durumu şu örnekle açıklıyor: "Belediye çözmek istediği zaman çözüyor. Seyyar satıcının malını depoya alıyor, '10-20 gün inceliyoruz' diyor ve vermiyor. Adamın iflahı kesilmiş oluyor. Seyyar satıcının bütün sermayesi zaten malı. Polis el koyunca gidiyor savcılığa dilekçe veriyor; ama zabıta el koyunca inceleniyor oluyor. Depoda 1 ay tuttu mu, adamın mal bulmak için yeniden para bulması lazım. Birkaç defa adamı aldı mı adamı bitiriyor. Ama polisin yetkisi yok. Adamı alınca mecburen zabıtaya teslim edecek." Zabıta: Çete elemanlarının GBT'si bile çıkmıyor Avcılar Belediyesi Zabıta Müdürü Mehmet Güven ise 25 kişilik zabıta kadrosu ile 400 bin nüfuslu ilçede kontrol yaptıklarına dikkat çekerek, zabıtanın topladığı çeteleşmiş, organize şekilde çalışan seyyar satıcılar konusunda emniyet yetkililerinin Güvenlik Bilgi Tespit (GBT) dosyalarına bile bakılmadığını ileri sürdü. Mehmet Güven, "Bu adamlar karanlık. Çeteleşmişler, organize çalışıyorlar. Biz adamların mallarını alıyoruz, daha belediyeye gelmeden zabıtanın önünde barikat kuruyorlar. Zabıtadan şikâyet eden polis, o zaman bizim güvenliğimizi sağlamıyor. Bu adamların GBT'si bile çıkarılmıyor." şeklinde konuştu. Konuyla ilgili herkesin haberinin olduğunu ve suçu bir yerlere atmanın kolay olduğunu anlatan Mehmet Güven, sinekle uğraşmak yerine bataklığın kurutulması gerektiğini söyledi. Toplanan seyyar satıcılara Kabahatler Yasası'na göre 2006'da 57 YTL ceza kesilebildiğini aktaran Güven, toplam 25 zabıta görevlisinin bulunduğu ilçede saat 17'den sonra 4 kişiyle hizmet verdiklerini kaydetti. Güven, eleman yetersizliğinden dolayı riskli yerler çok olmasına rağmen her yere zamanında yetişemediklerini sözlerine ekledi. Tuncer Çetinkaya 14/01/2007 26 Ocak 2007 tarihli Zaman gazetesi Sezercik, polise ateş etmekten tutuklandıFatih'te polisle çatıştığı iddiasıyla aranan ve Şile'de jandarma ekipleri tarafından gözaltına alınan Sezer İnanoğlu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgusunun ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.Alınan Bilgiye göre, Fatih'te uygulama yapan Narkotik ekipleriyle silahlı çatışmaya girdiği iddia edilen ve polis tarafından aranan Sezer İnanoğlu, Şile'de rutin uygulama yapan Jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Daha sonra İstanbul Emniyeti'nde sorgulanan İnanoğlu, işlemlerinin tamamlanmasının ardından Fatih Adliyesi'ne sevk edildi. "Fatih İlçesi Samatya Semti'nde Polis Memurlarıyla Çatışmak" suçlamasıyla hakim karşısına çıkan İnanoğlu, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu arada, İnanoğlu'nun Beykoz'daki evinde ve ofisinde polis tarafından yapılan aramada uyuşturucu madde ve Kalaşnikof marka otomotik tüfek ele geçirildiği, bu suçlarla ilgili evrakların da dosyasına ekleneceği öğrenildi. "BEN ATEŞ ETMEDİM, POLİS BANA ATEŞ ETTİ İnanoğlu, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Fatih Adliyesine götürüldü Elleri kelepçeli olarak adliyeye getirilen İnanoğlu, gazetecilerin, ''polise neden mukavemet ettiniz, neden ateş ettiniz?'' sorusu üzerine, ''Ben kimseye ateş etmedim, polis bana ateş etti'' dedi. Burada ''polise mukavemet'' suçundan savcı karşısına çıkarılacak olan İnanoğlu hakkında, daha sonra da Şişli'deki bürosu ile Beykoz'daki evinde bulunan bir miktar uyuşturucu ile ruhsatsız silahla ilgili işlem yapılacağı bildirildi. Bu arada, Şile'de dün İnanoğlu ile birlikte gözaltına alınan 1'i kadın 2 kişinin ise emniyette ifadelerine başvurulmasının ardından savcılığın talimatıyla serbest bırakıldıkları öğrenildi. 26/01/2007 31 Ocak 2007 tarihli zaman gazetesi Haber İnceleme] Sezercik bu hale nasıl geldi?Türkiye, Sezer İnanoğlu ismini ilk olarak 1971 yılında 'Sezercik Yavrum Benim' adlı filmle tanıdı. O yıllarda 4 yaşında olan İnanoğlu, rol aldığı birçok filmde kendine has sevimliliğiyle Türk izleyicisinin kalbinde taht kurdu. Sezercik, büyüdüğünde oyunculuk yerine yapımcılığı tercih etti. Ancak son yıllarda adı, yaptığı filmlerle değil silah kaçakçılığı ve uyuşturucuyla anılmaya başladı. 10 yıl önce televizyoncu eşi Nil Pınar'ın Kanlıca'daki yalılarında intihar etmesi, Sezer İnanoğlu'na büyük şok yaşattı. Bu olaydan sonra yavaş yavaş kendi çevresinden uzaklaşarak farklı arkadaşlıklar kuran İnanoğlu, belli dönemlerde de hastaneye yatarak depresyon tedavisi gördü. Rol aldığı bazı filmlerde uyuşturucu satıcılarını bozguna uğratarak polise teslim eden Sezercik, bu kez Türk izleyicisinin karşısına elleri kelepçeli olarak çıktı. Polisle girdiği çatışma sonunda yakalanan Sezer İnanoğlu, bugüne kadar aldığı aşırı kokain sebebiyle sadece birkaç saat uyuyabiliyor. Sürekli halüsinasyonlar gören ve ciddi problemlerle baş etmek zorunda kalan Sezercik, şimdi 40 yaşında. Yeşilçam'ın sevimli ve afacan çocuğunun nasıl bu duruma geldiği ise kafaları kurcalıyor. Sezer İnanoğlu'nun çocukluk arkadaşı olan Ay-Yıldız mayolarının sahibi Murat Erdoğan, arkadaşının eşinin ölümüyle birlikte bunalıma girdiğini söylüyor. Bir senedir İnanoğlu'yla görüşmediklerini ifade eden Erdoğan, arkadaşının son dönemlerde kendilerinden uzaklaşarak farklı çevrelere girdiğini anlatıyor. Ediz Hun 40 yıl önce film setlerinde tanıdığı İnanoğlu'nun o yıllarda bu hale geleceğini kimsenin asla tahmin edemeyeceğini belirtiyor. Oyuncu arkadaşı Sibel Turnagöl, genç yaşlarda babasını kaybeden Sezer İnanoğlu'nun yanlış arkadaş çevresine girerek uyuşturucu batağına saplandığını aktarıyor. Yakın arkadaşı Engin Keçeli ise İnanoğlu'nun alkol bile kullanmayı sevmediğini ifade ederek, "Uzun yıllar arkadaşlık yaptığım Sezer, çok sevecen ve pozitif biriydi. Bu hale nasıl geldi inanmakta zorluk çekiyorum." diyor. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Yargıç, uyuşturucu kullananların tamamına yakınının arkadaşlarının etkisiyle madde almaya başladıklarını aktarıyor. Yargıç, "Uyuşturucu madde kullanmada ve bu durumu sürdürmede arkadaş çevresi büyük önem taşıyor. Kesinlikle hiç kimse arkadaş çevresi olmadan uyuşturucu kullanmaya başlamaz." diye konuşuyor. Parası olan bir kişinin çok kolaylıkla istediği miktarda uyuşturucu bulabildiğini vurgulayan Yargıç, kişilerin zamanla rahat uyuşturucu kullanabileceği çevreye alıştığını kaydediyor. Oyuncu Sibel Turnagöl, uzun yıllar arkadaşlık yaptığı Sezer İnanoğlu'nun bu duruma gelmesinden büyük üzüntü duyduğunu dile getiriyor. İnanoğlu'nu 18 yaşından beri tanıdığını anlatan Turnagöl, arkadaşının dürüst ve kendi halinde biri olduğunu savunuyor. Arkadaşının babasını kaybedince yanlış kişilerle beraber olmaya başladığını vurgulayan oyuncu, şunları söylüyor: "Arkadaş çevresi bu duruma gelmesinde etkili olmuş olabilir. Muhtemelen zayıf anında iradesizlik göstermiştir. Hayatın içinde tek başına kaldı. Babasının ölümü, evliliğinin kötü sonuçlanması kendini yalnız hissetmesine neden oldu. Bu dönemlerde yanında olan insanlar doğru kişiler değildi." Sezercik'in çocukluk arkadaşı Murat Erdoğan, İnanoğlu'nun, karısının ölümünden dolayı vicdan azabı duyduğundan bahsederek, "O olaydan sonra yavaş yavaş bizim çevremizden koptu. Son dönemlerde depresyon geçirdiğini ve hastaneye yattığını da duymuştum." diye konuşuyor. Hülya Koçyiğit: Annesi gibi ben de evlat acısı çekiyorum Sezer İnanoğlu'nun birçok filminde annesi rolünde oynayan Hülya Koçyiğit, İnanoğlu'nu evladı gibi gördüğünü ve olaydan dolayı büyük acı hissettiğini belirtiyor. Koçyiğit, İnanoğlu'nun yanında olmadığı için kendini suçluyor. İnanoğlu'nun küçük yaşlarda büyük ilgi gördüğünü vurgulayan sanatçı, sözlerini şöyle sürdürüyor: "İnsanlar büyüyünce de bu başarısını devam ettirebilecek mi, diye düşünür. Sezer de bunalıma girmiş olabilir. İyi bir meslek, hobi ya da onu kuşatacak iyi bir aileye sahip olamadı. Hâlbuki babasının ve amcasının yolunu sürdürebilir ve çok başarılı işlere imza atabilirdi." Sezercik'in yanlış arkadaş kurbanı olduğunun altını çizen Koçyiğit, "Babasını erken yaşlarda kaybettiği için model alabileceği kimse kalmadı." diyor. Uyuşturucunun çağımızın en büyük düşmanlarından biri olduğuna değinen Koçyiğit, "Ebeveynler mutlaka tedbir almalı." uyarısında bulunuyor. 31/01/2007 Zehir tacirlerinin müşteri listesinde yer aldığı için aranan, sinemanın eski çocuk yıldızı Sezer İnanoğlu geçen hafta Şile'de yakalanmıştı. 07 Şubat 2007 tarihli zaman gazetesi Ebe, uyuşturucu satıcısı çıktıAnkara'da uyuşturucu satıcılarına yönelik düzenlenen 3 ayrı operasyonda aralarında bir doğum hastanesinde ebe hemşire olarak çalışan İlknur A. ile üniversite öğrencisinin de bulunduğu 32 kişi yakalandı.Narkotik ekiplerce düzenlenen 'Zincir' kod adlı operasyonda 23 kişi gözaltına alındı. Zanlılarla birlikte bin 736 adet uyuşturucu hap, 4 gram plaka esrar, 2 adet tabanca ve bu silahlara ait çok sayıda mermi ele geçirildi. Zanlılardan 10'u polis sorgusunun ardından serbest bırakılırken, aralarında İlknur A. ve eşinin de bulunduğu 13 zanlı, haklarında 'teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak, uyuşturucu madde kapsamında bulunan ecstasy hap, plaka esrar ve esrar maddesi elde edilen Hintkeneviri bitki kırıntısı temin etmek, nakletmek, bulundurmak ve kullanmak' suçlarından adliyeye sevk edildi. 'Çevik Operasyonu' kapsamında ise 8 kişi yakalandı. Zanlılarla birlikte 5 kg 20 gram esrar, 9 gram toz esrar, 1 adet yeşil reçeteye tabi ilaç, 2 bin 480 YTL, 100 ABD Doları ve 20 Euro ele geçirildi. M.F.Ç. tutuklanarak cezaevine kapatıldı. Diğer zanlılar ise polis sorgusunun ardından serbest bırakıldı. Çocuk Şube Müdürlüğü'nce mahkemeye çıkarılan U.Ç. de tutuklanarak cezaevine konuldu. Narkotik ekipleri ve Sincan İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün düzenledikleri bir başka operasyonda da Gazi Üniversitesi öğrencisi Serap Ç. ve kardeşi Sevtap Ç. gözaltına alındı. Sevtap Ç. tutuklanarak cezaevine konuldu. Ele geçirilen uyuşturucu maddenin piyasaya sürülmesi durumunda 5 bin 584 kişiyi zehirleyebileceği bildirildi. Sedat Güneç, Ankara 07/02/2007 'Çocuklara 3 yaşında sigaranın zararı anlatılırsa hayatı boyunca içmez'Moskova Beyin Araştırmaları Enstitüsü tarafından yapılan ölçümler sonucu dünyanın en zeki insanı olarak açıklanan Prof. Dr. Nadia Camukova, Bahçeşehir Üniversitesi'ne transfer oldu.25 yaşında profesör olarak bilim tarihine geçen Nadia Camukova, Dağıstan Devlet Üniversitesi'nde görev yapıyordu. Geçtiğimiz günlerde Antalya'da yapılan eğitim sempozyumuna katılarak üstün zekâlı öğrencilerle ilgili tecrübelerini aktaran Nadia Camukova, çocukların 5 yaşına kadar beyin gelişiminin önemli oranda tamamlandığına dikkat çekerek 3-5 yaş arası çocuklara her şeyin öğretilebileceğini kaydetti. 36 ayı geçmeden çocukların eğitime alınması gerektiğini söyleyen Camukova, bu evredeki eğitimin önemini şu örnekle açıkladı: "Bir çocuğa 3 yaşında iken sigaranın zararlarını sözel ve görsel olarak anlatırsanız, o çocuk hayatı boyunca sigara içmez; ama 5 yaşından sonra anlatırsanız sigaranın zararını bilir; ama yine de içer. Bu, bilimsel çalışmalarda ispatlanmıştır. Bu yüzden çocuğun eğitimine erken yaşlarda başlamak gerekir." Türkiye'de üstün potansiyelli çocukların zekâlarının, ailelerin bilinçsizliği ve devletin bu alana yatırım yapmaması sebebiyle köreldiğini ileri süren Camukova, kendisine uygulanan eğitimi şöyle anlattı: "Rusya'da doğan çocuklar doktorlara zimmetlenir. Çocuk, hastane veya doğumevinde dünyaya, 7 gün sonra evine gelir, bundan itibaren bu çocuk 1 yaşını doldurana kadar doktor bu çocuktan sorumludur. Benimki mesela 8 aylıkken tespit edilmiş. Doktorum belirli değişiklikler görünce 8 aylıktan itibaren farklı bir kontrole almış. İşte böyle olunca insanımızı kaybetmemiş oluruz." Nadia Camukova, Türkiye'de üstün zekalı çocukların eğitimi ile ilgili çalışmalara da katılıyor.Tuncer Çetinkaya 07/02/2007 02.03.2007 tarihli Zaman gazetesi Sigarayı bırakabilirsiniz! PROF. DR. ŞERİF ALİ TEKALANSigarayı bırakma kararıyla hayatınız değişecek. Bu tabii ki kolay olmayacak. Pek çok kişi başarmak için desteğe ve motivasyona ihtiyaç duyar. Siz de bırakabilirsiniz. Başaran insanların da en az sizin kadar tiryaki olduğunu unutmayın! Araştırmalar sigara içenlerin yüzde 90’ının sigarayı bırakmak istediklerini fakat bunu başaramadıklarını göstermektedir. Çoğu tiryaki aksini söylese de sigarayı bırakmak mümkündür. Uyandıktan hemen sonra sigara içenlerin, hastayken sigara içenlerin, sigaradan uzak duramayanların, sabahları daha fazla sigara içenlerin ciddi derecede bağımlılığı vardır ve bu kişiler sigarayı bırakmakta zorlanırlar. Sigarayı bırakanların yüzde 70’i ilk ayda tekrar kullanmaya başlarlar. Sigarayı bırakmış olanların dörtte birinden azı, ilk girişiminde bunu başarmıştır. Sigarayı kalıcı olarak bırakanların çoğu bunu başarmadan önce 3-4 kez bırakmayı deneyip yeniden başlamışlardır. Güzel haber şu ki, sigarayı bırakmaya çalışıp bırakamamak her şeyin sonu değildir. Neden başarısız kalındığından ders alarak bunu başarıncaya kadar tekrar tekrar gayret etmek gerekir. Araştırmaların verdiği başka iyi bir haberde de, Amerika’da sigara içen kişilerin yaklaşık %45’inin sonunda sigarayı bırakabilmesidir. Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan Altın Burç Yayınları Tel: 0216 318 42 88 Sigarayı asla bırakmamanın 5 yolu! 1- Sürekli “sigarayı bırak!” cümlesini duyuyorsunuz. Ama umurunuzda değil. Ölene kadar sigara içeceksiniz, değil mi? Sizi sigarayı bırakmaya zorlayan herkese ve her şeye karşı savaş açın! Bunun için, ilk olarak asla ve hiçbir şekilde sigarayı bırakabileceğinize inanmayın! Zaten kimse sigarayı bırakamıyor diye düşünün. Bir nefes çektiğinizde yaşadığınızı hissedin. Yanınızda birisi sigara yakar yakmaz, siz de bir tane yakın. Hiç beklemeyin. Zaten eğer sigarayı bırakacağınızı düşünürseniz belki siz de o korkunç sigara düşmanlarından biri olursunuz. Hiç kimseye inanmayın, her ne kadar içinizden bir ses sigarayı bırakabilirsin dese de aldırmayın, nasıl olsa bırakamazsınız! 2- Sakın sigarayı bırakmak için bir tarih belirlemeyin. Hayatta en başarılı insanlar, plansız yaşayanlardır. Onlar şanslıdır. Onlara gökten zembille para iner. Her istedikleri kendiliğinden olur. Hayatta kaybedenler, düzenli ve planlı yaşayanlardır. Amaç belirlemek, plan yapmak, plan yapmak, plan yapmak... Siz sakın yapmayın. Vaktinizi boşa harcamak olur. Hayatınızı yönlendireceksiniz de ne olacak, her şey nasıl olsa olacağına varacak! Sakın sigarayı bırakmak için bir gün belirlemeyin. Böylece son sigaranızı ne zaman içeceğinizi asla bilemeyeceksiniz. Böylece, birbiri ardına sigara içebilirsiniz ve asla onsuz bir hayat düşünmek zorunda kalmazsınız. 3- Sigarayı bırakmamanın üçüncü yolu, hiçbir doktorla görüşmemektir. Doktorlar zaten her şeyi bildiklerini zannederler, Sürekli aynı şeyleri söylerler. “Neymiş, sigara hasta edermiş, bünyeyi zayıflatıp iş gücünü, cinsel gücü düşürürmüş, kalp ve akciğer hastalıklarına neden olurmuş, kanser yaparmış, yok daha neler. Sigaradan kime ne zarar gelmiş ki? Bir doktora gittin mi, işin bitti zaten, hemen sigarayı bırak der. Bir de bırakmak için önerilerde bulunur. Bunlar zaten yıllarca okuyup, sonra insanların her işine karışırlar. Sanki sigara içmeyen doktor yok. 4- Kesinlikle egzersiz yapmayın. Spor çok yorucudur. Sonra kalori yakarsınız. Ne gerek var? Hem zaten kaslarınızın çalışması için, haftada üç dört gün disiplinli spor yapmak lazım. Düşünsenize, bu süre zarfında televizyon seyredemeyeceksiniz. Hayatta olmaz! Koltuğunuzda oturun ve bir paket daha sigara için. Ya da iki... Herkes spor yapmanın iyi olduğunu söylüyor, strese iyi geliyormuş. Ama sizin zaten sigaranız var, tüm stresinizi alıyor. Öyle değil mi? Kim ister sağlıklı bir vücut, güzel kaslar? Uzmanlar eğer spor yaparsanız, kendinizi daha iyi hissedersiniz, vücudunuz şekil alınca kendinize güveniniz artar, sigarayı bırakıp, kendinize iyi bakarsanız daha sağlıklı bir ömür sürersiniz gibi şeyler söyleyebilirler. Hiç umursamayın. Siz canınızın istediğini yapın, televizyonun karşısında sigara içmeye devam edin! 5- Son olarak sigarayı bırakmanızı engelleyecek beşinci yol, kesinlikle sigarayı bırakmaya çabalamamaktır. Buna hiç lüzum yoktur. Mutlaka daha önce sigarayı bırakmaya çalıştınız; ama yapamadınız. O zaman artık boş verin. Sigaraya köle olmaya devam edin. Beş-on yıl daha fazla yaşamanın ne önemi var. Zaten bırakmanız mümkün değil, sakın sigarayı bırakma planı yapmayın. Bu konuda hiçbir şey okumayın, doktorlara danışmayın, sakın derin nefes almayın; o zaman akciğerlerinizin ne halde olduğunu hissedersiniz. Sakın fazla su içmeyin. Kesinlikle spor yapmayın ve sağlıklı beslenmeyin. Kül tablalarını kesinlikle boşaltmayın, arabanızda, evinizde, işyerinizde, her yerde sigara için. Pasif içicilik nedir? 09.02.2007 tarihli zaman gazetesi Günde 1 paket sigara 7 kilo katran yapıyorGünde bir paket sigara içenlerin vücudunda 20 yılda 7 kilogram is ve katran birikiyor. Kanser başta olmak üzere pek çok hastalığın en önemli nedeni olan sigara yüzünden her 6 saniyede bir kişi hayatını kaybediyor.Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Mustafa Necati Özfatura, 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü öncesi yaptığı açıklamada, sigaranın bilinen 4 bin zararlı madde içerdiğine dikkat çekiyor. Gelişmiş ülkelerde 12-17 yaş arasındaki her 5 ergenden birinin sigara tiryakisi olduğunu açıklayan Mustafa Necati Özfatura, Türkiye'de bu yaşın 10 olduğunu vurguluyor. Sigaranın diğer kötü alışkanlıklara da önayak olduğunu kaydeden Özfatura, "Sigara içen gençler aynı zamanda alkol ve uyuşturucu bağımlılığına yatkın kişiler haline gelmektedir." diyor. Sigaraya başlamada gençlik yıllarının çok önemli olduğunun altını çizen Özfatura, aileleri bu konuda çocuklarına iyi model olmaları konusunda uyarıyor. Sigara içenlerin vücuduna, içmeyenlere oranla yüzde 15 ila 33 daha az oksijen girdiğini belirten Necati Özfatura, bunun da solunum ve sindirim rahatsızlıklarına sebeb olduğunu aktarıyor. Sigara kullanan kadınlarda kısırlık riskinin diğerlerinden 10 kat daha fazla olduğunu anlatan Özfatura, "Sigara içenlerde ani ölüm, içmeyenlere oranla 10 kat fazla." diye konuşuyor. Necati Özfatura, sigarayı bırakmak isteyenlere "Sigarayı birden bırakın; azaltarak bırakma anlayışı, sigarayı terk etme azmini yarıya düşürüyor." uyarısında bulunuyor. Etkin mücadele için kanunun çıkması şart Sivil toplum kuruluşları, sigarayla etkin mücadele için Meclis'in gündeminde olan '4207 sayılı Tütün ve Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Tasarısı'nın yasalaşmasını istiyor. Tasarı yasalaşırsa kapalı mekânlarda sigara içimi yasaklanacak. Ayrıca, sigara paketlerinin üzerindeki 'light' ifadesi de kaldırılacak. TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl, tasarının yasalaşması halinde '5 kişinin olduğu kapalı alanlarda sigara içilmemesi' uygulamasının kaldırılacağını ve kişi sayısı aranmadan cezaların uygulanacağını ifade etti. Erdöl, ayrıca sigarayı özendirici reklam ve sponsorluk uygulamalarına da yasaklar getirileceğini söyledi. Prof. Dr. Erdöl, "Milli Eğitim Bakanlığı'nın, müfredatına sigara ve diğer bağımlılık yapan maddelerle mücadele için eğitici programlar koymasını öneriyoruz." dedi. Seher Aktepe, Ankara M. Ali Poyraz, Mustafa Yüksel, Konya, İzmir 09/02/2007 Sigarayı bıraktıran ilaç alkolde de etkili10 Temmuz 2007, Salı Günkü zaman gazetesi Sigara bıraktırma ilacı champixin alkolü bırakmada da etkili olabileceği ortaya çıktı. ABD'nin Kaliforniya Üniversitesi'nden araştırmacılar, Amerikan Pfizer ilaç firması tarafından geçen yıl piyasaya sürülen champixin etken maddesi vareniklinin (vareniclin) etkilerini fareler üzerinde denedi. Tiryakilerin sigarayı bırakmasına yardımcı olan ilacın alkol bağımlılığını da azalttığı ortaya çıktı. Vareniklinin beyindeki bazı alıcılara doğrudan etki ederek nikotin ihtiyacını azalttığı ve sigarayı bırakmada yardımcı olduğu daha önce yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştı. Bu bilgilerden yararlanan bilim adamları araştırma sonunda champixin aynı şekilde alkol bağımlılığında da işe yarayabileceğini gördü. 5 aydan fazla süre farelere önce alkol sonra vareniklin veren araştırmacılar bir süre sonra farelerin alkole çok az ilgi gösterdiğini, tedavi bittikten sonra da eskisi kadar alkol ihtiyacı duymadığını belirledi. Araştırma, ABD'nin saygın bilim dergilerinden Proceeding of the National Academy of Science'da yayımlandı. Washington, aa 3 Ağustos 2007 Tarihli ZAMAN gazetesi Yargıtay: Uyuşturucu kullanmak da suç dedi Yargıtay 10. Ceza Dairesi, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri öngörülen uyuşturucu kullanma eyleminin, uyuşturucu bulundurma suçunun güçlü bir kanıtı olduğu gerekçesiyle cezalandırılması gerektiğine hükmetti. Zeytinburnu 3. Asliye Ceza Mahkemesi, 'kullanmak için uyuşturucu bulundurmak' suçundan yargılanan ve tıbbî tahlil sonucu uyuşturucu kullandığı saptanan bir sanığı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 191/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezasına ve 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına mahkum etti. Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma talebinde, TCK'nın 191. maddesinde uyuşturucu madde satın alan, kabul eden ya da bulunduranlar için cezai müeyyide öngörüldüğü, kullananlar için herhangi bir yaptırım düzenlenmediği belirtildi ve kararın bozulması istendi. Talebi görüşen Yargıtay 10. Ceza Dairesi, kanun yararına bozma talebini yerinde görmedi. Dairenin kararında, bir kişide uyuşturucu madde kullanımının tıbben saptanmasının uyuşturucu madde bulundurmayı ortaya koyan güçlü bir kanıt niteliği taşıdığına işaret edilerek, bu durumda failin 'uyuşturucu madde bulundurmak' eyleminden cezalandırılması, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiği kaydedildi. 'Eylem, kişinin niyetiyle doğru orantılı Yargıtay 10. Dairesi'nin kararında, TCK'nın 191. maddesinin gerekçesine göre uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmanın değil, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek ya da bulundurmanın suç olarak tanımlandığı hatırlatıldı. Bir kişinin uyuşturucu madde kullanması eyleminin, rızası dışında zorla veya hileyle verilmesi durumları dışında, öncelikle kendi iradesiyle bu maddeyi eylemsel ya da hukuksal olarak elde etmesini gerektirdiğine değinilen kararda, bir başka kişinin enjekte etmesi ya da içirmesinde de rıza gösterilmesinin 'uyuşturucu bulundurma' suçunu oluşturacağı kaydedildi. Ankara, aa 03 Ağustos 2007, Cuma
|
|||
| Son Güncelleme: Çarşamba, 21 Ekim 2009 21:12 |
Yazarlarımız
Mevzuat
Gazete
Projelerimiz
Temsilciliklerimiz
Popüler Etiketler




