top
logo

Video Galeri



Get the Flash Player to see this player.

Hava Durumu

ANKARA

Hürriyet Gazetesi Cüneyt Ülsever PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 06 Temmuz 2009 07:51

Şükretmeyi Neredeyse Tamamen Unuttuk

 

Yıllardır bizlere hayata itirazı olduğunu anlatan Müslüm Baba çıktığı bir reklam filminde en pahalı TV-ev sineması sistemlerine "ihtiyacım var!" diye şarkı yakınca bu yazıyı yazmak şart oldu. Ben de Müslüm Baba’ya "ne kadar paraya ihtiyacın var?" veya "ne kadar para senin şükretmeni sağlar?", diye sormak istiyorum. İnançlı ise; elini göğe açıp Allah’ına verdikleri için şükreden, inançlı değilse elde ettiklerine gönlünden sevinen insan sayısı çok ama çok azaldı.

Belki görünürde dini inancı yüksek insanlarımızın sayısı arttı ama sanki onlar da jiplere binme yarışı içinde toplumsal hayata katıldılar.
"Bir lokma bir hırka" devri çoktan geçti ama benim bildiğim güçlü inanç sahipleri diğerlerini "dünya nimetlerine bu kadar da çok kapılmamaları" için uyarırlardı.
Şimdi de uyarıyorlar ama galiba bu kez "o jipten bana da bir tane ayır!", diyerek paylaşımdan daha fazla pay istediklerini haykırıyorlar.
*** *** ***
Tabii ki, hayattta verilen mücadelenin büyük nedeni insanın maddi nimetlerden daha fazla yararlanma isteğidir.
İnsanoğlu, maddi karşılığını alacağını bilmeden çalışmayı, emek sarf etmeyi, ter dökmeyi, dolayısı ile üretimi artırmayı istemez.
Gelişimin motoru maddi beklentilerdir. İnsan daima daha iyi koşulları talep eder, bunun için gayret sarf eder.
Bu sayede internet dünyası, 100’lerce kanallı renkli t.v.ler, teknoloji harikası arabalar v.b. üretiliyor.
Çok daha önemlisi, maddi güdüler sayesinde tıp dünyası bir yandan insanlığın yaşam süresini, diğer yandan yaşam kalitesini artırıyor.
Bunların hiçbirisine itirazım yok.
Kimseden keşiş hayatı yaşamayı isteme hakkım olamaz.
Zaten, en başta ben kendim bu nimetlerden yararlanmak için çırpınıp duruyorum.
Ama, elde edilen maddi getirilerin bir hududu, bir sınırı olmamalı mı?
Yahut da, bir yandan getirileri artırırken, daha fazlasını isterken, yine de; o ana dek elde edilmiş olanlara şükretmek gerekmez mi?
İnsan şükrederse tükettiklerinden daha fazla keyif-zevk almaz mı?
Yenilen bir lokma ekmeğin dahi tadı ona şükredince artmaz mı?
Diyeceksiniz ki, "reklamlar başta olmak üzere tüketim dünyası bizi kışkırtıyor, bu hale getiriyor!"
Haklısınız!
Ama sizde de, bende de hiç mi kabahat yok?
Reklamlara kanarken; tıynetimizde, ruhumuzda, karakterimizde bir zaaf olup olmadığını da sorgulamak zorunda değil miyiz?
*** *** ***
Arabaya ihtiyacım var", "t.v.’ye ihtiyacım var", "ev-sinemasına ihtiyacım var"!
Kabul!
Ama:
"Sevmeye de ihtiyacım var", "sevilmeye de ihtiyacım var", "tabiatın kucağında kendimden geçmeye de ihtiyacım var", "bir kedi yavrusunun başını okşamaya da ihtiyacım var!"
"Elde ettiklerime, Allah’ın benden esirgemediklerine, yediğim-içtiğime şükretmeye de ihtiyacım var!"
Hayatta insanı en fazla üzen nedir, bilir misiniz?
İnsan ihtiyaçlarını para kazanarak elde eder, zaten Müslüm Baba’nın şarkısı ile eşlik ettiği reklam da kredi almanın kolaylığını anlatıyor, ama bir gün gelip de; cepte para çok iken, para ile satın alamadığınız bir sürü nimet olduğunu keşif ettiğinizde ne hissedeceksiniz?
Bir gün bu olgu ile muhakkak yüzleşeceğinizi bilerek yaşayın!

Yazar Hakkında :
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Canlı Radyo

Projelerimiz


bottom

Destekleyen ismail.zorbaz(webmaster&mcse&fiber designer).